Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın kudretli saraylarına kadar pek çok yerde müstesna bir süsleme sanatı olmuştu…


Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın kudretli saraylarına kadar pek çok yerde müstesna bir süsleme sanatı olmuştu…

Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı diğer Demirbaş Şarl! Çar Petro’ya yenilerek Osmanlı’ya sığınan Şarl, buradaki günlerini titiz bir gözlemci gibi geçirir. Türk kültürünü, yemeğini ve ordusunu inceler. Fakat onun dikkatini çeken şeylerden biri de Osmanlı gemileri olur.

Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın gölgelediği ağaçlarda yeşilin farklı tonları, günübirlik yolculuğumuza zenginlik katıyor…

Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli bir yolculuktu. Bu yolculuk, giden kişiyi olduğu kadar, geride kalanları da etkilerdi…

İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin zamanla zayıflamasıyla birlikte, çiniciliğin yeni merkezi Kütahya olmuştu…

İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı olarak anılan bu renk, maharetli ustaların ellerinde, sabırla şekillenmişti…

Dârü’t-Tırâz, Orta Çağ İslâm dünyasında hem devletin denetimindeki dokuma merkezi hem de saray kültürünü yansıtan önemli bir kurumdu…

Adaletin timsali, hakkı geciktirmeyen ve hak ile bâtılı ayıran Hazret-i Ömerü’l-Fârûk (r.a.); gençliğinden itibaren fikirlerine başvurulan, kararlarıyla insanlığa örnek olan müstesna şahsiyettir.

Bugün birer sanat eseri sayılan Osmanlı mezar taşları, vefat edenin kimliğini bildiren levhaların ötesinde; şehir hafızasının müstesna belgeleri, aile tarihinin …

Selçuklu’nun son asrında, aynı dönemde yaşayan iki büyük mimar, birbirinden farklı üsluplarla ihtişamlı eserler ortaya koymuştu. Hayat hikâyeleri hakkında sınırlı bilgilere sahip olsak da inşa ettikleri âbidevî yapılar asırlardır ayakta duruyor, kendilerini anlatmaya devam ediyorlar…