Tarihimizdeki ilk yazılı İslâm hukuku örneklerinden biri olan “el-Mesâilü’l-Melikşâhiyye” kanunnamesi; Osmanlı “Mecelle”sinden tam sekiz yüz yıl önce, Sultan Melikşah’ın emriyle hazırlanmıştı…
Selçuklular denilince akla genellikle seferler ve ihtişamlı zaferler gelse de bu kudretli devleti ayakta tutan asıl unsur, adalet mekanizmasıydı. Selçuklu devlet yapısı, toplum düzenini ve merkezî otoriteyi tesis etmek amacıyla Şer‘î ve Örfî hukuk olmak üzere iki ana sacayağı üzerine kurulmuştu. Esasını İslâm’dan alan Şer’î hukuk, ağırlıklı olarak Hanefî mezhebinin içtihatları doğrultusunda işlerken; Örfî hukuk ise sultanın kanunnameleri ve buyruklarıyla şekillenen kurallar bütününden meydana geliyordu. Bu uygulama, Selçuklulara özgü değildi. Karahanlılardan Osmanlılara kadar pek çok Türk-İslâm devletinde benzer sistem uygulanmıştı.
Vezir Nizâmülmülk’ün Siyasetnâme adlı eserinde vurguladığı, “Küfür ile belki ama zulüm ile devlet payidar kalmaz!” sözü, Selçuklu idare anlayışının âdeta özeti niteliğindedir. Bu düsturu benimseyen Selçuklu sultanları, adaletin tesisi hususunda titiz davranmış; kurulan mahkemelerde haksızlıkların giderilmesine büyük hassasiyet göstermişlerdir. Bu sayede hem halkın güvenini kazanmış hem de adalete dayalı yönetim anlayışını benimsemişlerdir.
Selçukluların Kanunîsi, Sultan Melikşah
Sultan Melikşah dönemi, Selçukluların askerî, idarî ve ilmî sahalarda zirveye ulaştığı çağ olmuştur. Bu süreçte fetih hareketleri kesintisiz biçimde sürerken, inşa edilen medreseler sayesinde ilmî faaliyetler ivme kazanmıştır. Kılıçla fethedilen toprakların ancak sağlam hukuk düzeniyle kalıcı şekilde idare edilebileceğinin farkında olan Sultan Melikşah, devlet düzenini bu anlayış üzerine temellendirmiştir. Bu doğrultuda sultanın üzerinde durduğu meselelerden biri kanunnameler olmuştur.
Bu dönemde, mahkemelerde farklı fıkhî yorumların yol açtığı hukukî ihtilafları önlemek ve özellikle Ehl-i Sünnet’e muhalif Bâtınîlerin, adalet mekanizmasını çarpıtarak toplumda yaydığı propagandaların önüne geçmek için köklü bir adım atıldı. Sultan Melikşah’ın talimatı ve vezir Nizâmülmülk’ün riyasetinde, dönemin önde gelen fâkihleri tarafından El-Mesâilü’l-Melikşâhiyye fi’l-Kavâidi’ş-Şer‘iyye adlı yazılı hukuk metni hazırlandı. Bu kanunname ile toplum düzenini zedeleyen unsurların engellenmesi ve mahkemelerde adaletin daha sağlam esaslara bağlanması hedeflenmişti.
Hanefî fıkhına uygun olarak hazırlanan kanunname, Moğol istilasına değin İran ve Irak coğrafyasında uygulandı. Hatta sonraki dönemlerde Gazan Han gibi İlhanlı hükümdarları tarafından yeniden yürürlüğe konulmuştur. Hukuk alanındaki düzenlemeleri sebebiyle Sultan Melikşah’a, bazı tarihçiler tarafından “Selçukluların Kanunîsi” denilmiştir.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 215. sayısından (Temmuz 2026) okuyabilirsiniz.




