selçuklu sultan

Sultan Alâeddin’in A Takımı

Bir yöneticinin yüzünü güldüren, her daim yanındaki yöresindeki, maiyetindeki, istişare meclisindeki iş bilir, liyakatli, tecrübeli ve güvenilir yardımcılarıdır. Sultan Alâeddin de dinine ve milletine hizmette beraber hareket edeceği güvenilir bir ekibe sahip olmuştu. Bu sayede nice güzel eserler ile asırlardır hayırla yâd edilen bir nam bıraktı arkasında…

Büyük Selçukluları Tarih Sahnesine Çıkaran Üç Zafer

Tarihin seyrini değiştirecek mücadele, yetim kalan iki kardeşin, dedeleri himayesinde büyümesiyle başladı. Yurt edinmek için oradan oraya göç etmek zorunda kalan Selçukoğulları, sahip oldukları topraklarda amansız mücadele verdiler. Hasımların saldırılarını üst üste üç defa büyük kararlılıkla bertaraf ettiler. Kazandıkları zaferler, onların yeni bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmasına zemin ve imkân sağladı…

Ehl-i Sünnetin Müdafîleri Selçuklular

Müslüman Türklerin kurduğu ilk cihanşümul devlet olan Büyük Selçuklular, pak itikatlı, samimi Müslümanlardı. Onlar, İslâm’a yönelen tehditlerin bertaraf edilmesinde önemli rol oynadılar. Özellikle Ehl-i Sünnet akidesinin, sahih itikadın müdafîleri ve muhafızları oldular. Müslümanlar arasında nifak tohumları eken bozuk cereyanlara karşı daima teyakkuz hâlinde olan Selçuklular, âlem-i İslâm’da dirlik ve birliği tesis ettiler…

Halifenin Elçisine Gösterilen Nezaket

İslâm dünyasının manevî otoritesini elinde bulunduran Abbasî hilafeti, Türk-İslâm devletleri için meşruiyetin ve bağımsızlığın kaynağı olarak görülmekteydi. Sultanlar tahta çıktıklarında halifeye elçi gönderirlerdi. Halife hazretleri de iade-i ziyarette bulunmak üzere kendi elçilerini ve hükümdarın bağımsızlık alâmetlerini gönderirdi. Türkiye Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubad da tahta çıktıktan sonra aynı usulü takip etmişti. Abbasî halifesi tarafından gönderilen elçiyi büyük bir merasimle karşılamış, saygıda kusur etmemişti…

KONYA

Anadolu’nun Mimarı Selçuklu’nun Ulu Sultanı Alâeddin Keykubad

Köyden şehre, minareden eyvana, kalpten kalbe Anadolu’yu hane hane işleyen bir sultandır Alâeddin Keykubad. Bu toprakların günümüzde de sahip olduğu sınırların ilk sahibidir diyebiliriz ona. Dokuz yılı Bizans’ta, sekiz yılı da Malatya’nın muhkem kalelerinde geçen on yedi yıllık sürgün hayatına mukabil, on yedi yıl sürecek saltanatı boyunca, elinde İslâm sancağıyla doğudan batıya, kuzeyden güneye ordular sevk etmişti. En büyük destekçileri ve danışmanları arasında hakikî âlimler ve sûfîler vardı. O, Selçuklu’nun “Uluğ” sultanıydı…

KONEVİ

Sultan Alâeddin ve Anadolu’ya Vurulan İslâm Mührü

Anadolu Selçuklu Devleti’nin muhteşem sultanı Alâeddin Keykubad devri (1220-1237), ilim ve irfanın zirveye ulaştığı altın çağdır. Zira Moğol istilası sebebiyle Türkistan, Harezm ve Horasan’dan ayrılmak zorunda kalan birçok mutasavvıf, âlim, derviş ve şeyh, Anadolu’ya gelmiş, Selçuklu sultanlarının maddî ve manevî destekçileri, danışmanları olmuşlardı. Anadolu’da birçok tekke ve zaviye kurmuşlar, özellikle Sultan Alâeddin Keykubad’ın destek ve ilgisini kazanmışlardı. Bu durum, 13. asır Anadolu’sunda sosyal, ekonomik, dinî ve kültürel hayatı büyük ölçüde etkilemişti…