Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir, taşları, kubbeleri, kaleleri ve medreseleriyle geçmişin mirasını günümüzle buluşturuyor…


Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir, taşları, kubbeleri, kaleleri ve medreseleriyle geçmişin mirasını günümüzle buluşturuyor…

Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun bize sunduğu güzelliklerin yalnızca birkaçı.

Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere sarayın kapılarını aralıyor.

Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı. Pek sevdiği şehzadesi, ecel şerbetini içmişti.

Tasavvufun derinliklerinde yoğrulmuş, ilim ve hikmetle mücehhez velî ve Peygamber neslinden olan Emir Sultan Hazretleri’nin, Osmanlı hanedanıyla kurduğu manevî ve sıhrî bağı, Bursa’yı ilim ve irfan merkezi kılışını, Ulu Cami’nin inşasına vesile oluşunu ve Anadolu topraklarındaki izzetli hizmetlerini, bu makalede keşfedeceksiniz…

Endülüs, İber Yarımadası’nda yaklaşık sekiz asır boyunca hüküm sürmüş müstesna bir İslâm medeniyetidir.

Nadarlar, dünya fotoğrafçılığının seyrine damga vuran bir aile. Paul Nadar da fotoğrafçı babanın fotoğrafçı oğlu. Objektifini Türkistan coğrafyasına çevirdiğinde, zamana sığmayan kareleri ile iki dünyanın hikâyesini buluşturur: Batılı gözü ile Doğu’yu bize sunar…

Bugün bir sahafa uğradığınızda hissettiğiniz o eski kitap kokusu, belki de asırlar önce Fustat’ın Sûkulverrâkîn adlı bu müstesna çarşısında doğmuştu…

Düzlüklerinde savrulan her bir toz zerreciği dahi buram buram tarih kokar Merv’in. Sanki akıp giden Muğrab Suyu değildir orada; zaman nehrinin taşıdığı binlerce yıllık hadiseler ve hatıralardır.

Timurlu mimarîsi, pek çok farklı coğrafyadan taşıdığı izlerle Orta Asya’daki İslâm sanatının zirvesidir. Sonraki devirler içinse mükemmel bir kılavuzdur. Özellikle devletin başkenti Semerkant, ihtişamını o günlerden alır…