Çelebi Mehmed

Müceddid-i Devlet Çelebi Mehmed

Osmanlı tarihinde Fetret Devri diye meşhur on bir yıllık zaman dilimi, kendinden nice dersler alınacak bir sahnedir. 1402-1413 arasındaki bu döneme, Yıldırım Bayezid’in en küçük oğlu Çelebi Mehmed son vermiş, vefat ettiğinde arkasında, babasından devraldığı gibi bir devlet bırakmıştı.

Bir Ağaç İle Taşın 300 Yıllık Hikâyesi

İstanbul’un çeşitli köşelerine serpilmiş, dalları bulutlara kavuşmak istercesine göğe doğru yükselmiş ulu çınarlar… Koca bir devletin canlı âbideleri gibi hâlâM ayakta duruyorlar. Bugün bu ağaçlardan bazılarının izi kalmasa da bu yazımızda, yaşayan bir tanesinin; taşlı çınar efsanesinin hikâyesini aktaracağız…

Karaman Hatuniye Medresesi

Karaman; bugünlerde Orta Anadolu’da, tarihî sokakları, kalesi, camileri, medrese, kümbet ve virane çeşmeleri ile ayakta durmaya çalışan kadîm bir şehirdir. Şehrin bugüne ulaşan mahzun yapılarından biri de Karamanoğlu Beyliği devrinde Melek Hatun tarafından yaptırılan Hatuniye Medresesi’dir…

Karada Sultan Deryada Hakan

Osmanlı Devleti’nin, uç beyliğinden cihan devleti olma yolunda karadaki başarıları çok mühim olduğu gibi denizcilikleri de bir o kadar önemlidir. Doğudaki ve batıdaki pek çok fetihle Osmanlı, kuruluşundan iki asır sonra cihan hâkimi olmuştu.

Habsburglar

İzdivaçlı Avrupa Birliği Habsburg Hanedanı

Günümüz Avrupa Birliği’nin temelleri, 70 yıla dayansa da Avrupa tarihinde asırlarca hüküm sürmüş birlik devletleri vardı. Bu birlikteliklerin en büyüklerinden Habsburg Hanedanlığı’nın hâkimiyeti, siyasî anlaşmalar veya savaşlardan ziyade evlilikler yoluyla sağlanmıştı…

bağdat

İslâm Medeniyetinin Zirve Şehri Bağdat

İslâm şehirciliğinin en güzel numunelerindendir Bağdat. Bir şehirden çok daha fazlası, Orta Zaman’ın en ihtişamlı beldesidir. Medeniyet merkezi olmanın gerektirdiği bütün özellikleri, bünyesinde taşımıştır. İlmin, bilimin, irfanın kalbidir. Bağdat’ı gören gözler, onun güzellikleri karşısında “Tüm dünya sanki onun karşısında çöl gibidir.” demişlerdir…

Divan Şiirinde İslâm Rüzgârı

Hayatımızın her safhasını tanzim eden dinimize, edebiyatımızda da geniş yer verilmiştir. İslâm ile müşerref olan ecdadımız, edebiyatı onu yaymanın yollarından biri olarak görüyordu. Özellikle şiir, söz söyleme sanatlarıyla da birleşince, etkili bir vazife görüyordu. İslâmî dönem Türk şiirinin ilk örneklerinden, divan edebiyatının en kudretli devirlerine kadar, edebî eserlerde âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden fazlaca istifade edildi…