Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan süreçte Konya’da inşa edilen yapılardaki kitabeler, âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler aracılığıyla mimariyi süslemekle kalmaz; fetih ruhunu, ilim anlayışını ve toplumun manevî dünyasını da yüzyıllar ötesine taşır…


Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan süreçte Konya’da inşa edilen yapılardaki kitabeler, âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler aracılığıyla mimariyi süslemekle kalmaz; fetih ruhunu, ilim anlayışını ve toplumun manevî dünyasını da yüzyıllar ötesine taşır…

Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın kudretli saraylarına kadar pek çok yerde müstesna bir süsleme sanatı olmuştu…

İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı olarak anılan bu renk, maharetli ustaların ellerinde, sabırla şekillenmişti…

Selçuklu’nun son asrında, aynı dönemde yaşayan iki büyük mimar, birbirinden farklı üsluplarla ihtişamlı eserler ortaya koymuştu. Hayat hikâyeleri hakkında sınırlı bilgilere sahip olsak da inşa ettikleri âbidevî yapılar asırlardır ayakta duruyor, kendilerini anlatmaya devam ediyorlar…

Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı ve hüneri vardır.

Yüzyıllar boyunca nice padişahlar, nice vezirler; camilerde zafer öncesi ellerini kaldırıp dua etmiş, cemaatle aynı kıbleye yönelmişlerdir. Lâkin onların yeri, halkın safı içinde değildi.

Bu makalemizde Ârif Hikmet’in hem sanat anlayışına hem de Hatt-ı Sünbülî’nin tasavvufî estetiğine göz atıyoruz…

Panoramik gösterimin mucidi ve patent sahibi Robert Barker ile küçüklüğünden beri panorama resimleri yapan oğlu Henry Aston Barker, dünya şehirlerine daha geniş açıyla bakmamızı sağladılar.

Ecdadımız, insana ve insan sağlığına ehemmiyet vermiş, memleketin her köşesinde onlara hizmet verebilmek için dârüşşifâlar inşa etmişti. Pratik ve teorik eğitimin bir arada verildiği bu müesseselerde halk, asırlar boyu tek kuruş dahi ödememiş, gerektiği şekilde tedavi edilmişti. Hayır ve hasenatı bol, eli de gönlü de açık sultanlar ve onların aileleri, hemen her şehirde dârüşşifâlar kurmuşlar, vakıflar üzerinde yükselen şifa yurtları inşa etmişlerdi…

Âbidevî bir tarihî yapıyı ilk gördüğünüzde ne hissedersiniz? Heyecan, hayret, merak… Biz merakı seçtik ve böyle bir dosya çalışmaya karar …