“Kalfalığımı İstanbul’daki Şehzade Camii’nde yaptım, ustalığımı da Süleymaniye Camii’nde tamamladım. Amma bütün kudretimi bu Selim Han Camii’nde sarf edip, hünerimi açık seçik ortaya koydum.


“Kalfalığımı İstanbul’daki Şehzade Camii’nde yaptım, ustalığımı da Süleymaniye Camii’nde tamamladım. Amma bütün kudretimi bu Selim Han Camii’nde sarf edip, hünerimi açık seçik ortaya koydum.

Tarsus’daki Makam Camii haziresindeki türbenin ona ait olup olmadığı, günümüze kadar sadece bir rivayetten ibaretti. Hatta, makam olduğu düşüncesiyle bulunduğu mahalleye Makam Mahallesi, camisine de Makam Camii denmişti. 3 yıldır devam eden kazı çalışmaları nihayet tamamlandı.

Şekil ve mahiyeti çok değişmiş olmakla beraber günümüzde de kullanılan madalya ve nişanlar, Osmanlılar tarafından devletin son iki asrında şecaatin, gayretin, hamiyetin ve kahramanlığın en birinci işaretleri olarak göğüslerde taşınmıştır.

1936 yılında “şehir mütehassısı” unvanıyla Fransa’dan getirtilen Henry Prost isimli bir mimar, tam manasıyla İstanbul’a musallat olur. Bu şehircilik uzmanı, bir yıl içinde İstanbul için bir şehir planı hazırlayabilecek kadar İstanbul’u öğrenir ve planlarını uygulamaya koyar.

Selçuklu devri çini mihraplarının ülkemizdeki son şaheseri olan Beyhekim Mescidi mihrabı, yurtdışına kaçırılmış olan diğer değerli eserlerimizle maalesef aynı kaderi paylaşmıştır.

“Cilt”, kitapları koruyan bir mahfaza ve iç güzelliğini yansıtan bir örtü olmasının yanında, mücellitlerin elinde en güzel şekilde işlenerek bir sanat eseri haline dönüşmektedir.

“İstanbul’un kuzeyinde olan Galata’nın eteğinde bir mil eninde Haliç vardır. Batıda hududu Kâğıthane’ye dayanan Haliç’in uzunluğu on sekiz mildir. Buradan İstanbul’a kayık ve mavnalarla geçilir. Çok eski zamanlarda, orada zincirden bir köprü varmış.”

Sultan İkinci Bayezid tarafından yaptırılan cami hakkında Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sindeki ilginç hikaye…

Mimar Sinan’ın, “köprü eserlerimin içinde şaheserimdir” dediği Kanunî Sultan Süleyman Köprüsü, mimarîsi ve estetiğiyle hayran bırakan ve insana hizmet anlayışının zirvesi sayılabilecek bir eserdir.

Tarihten geleceğe kalan kıymetler milletlerin hafızasıdır. Bu kıymetler yok olursa hafıza da yok olur.