Bursa Ulu Camii’ndeki hüsn-i hat eserlerinin çokluğunu ve güzelliğini duymayanımız yoktur. Doğrudan duvarlara yahut levhalara yazılmış 150’ye yakın hüsn-i hat eserinin her biri diğerinden güzel ama biz hususiyle birini anlatacağız sizlere…


Bursa Ulu Camii’ndeki hüsn-i hat eserlerinin çokluğunu ve güzelliğini duymayanımız yoktur. Doğrudan duvarlara yahut levhalara yazılmış 150’ye yakın hüsn-i hat eserinin her biri diğerinden güzel ama biz hususiyle birini anlatacağız sizlere…

Bir konferansından derlediğimiz bu metinde Prof. Dr. Ali Birinci, Osmanlı’nın biyografi eserlerine verdiği ehemmiyetten, günümüzde yapılan çalışmalardan bahsediyor ve toplumu tanımayı, münevver olabilmenin ilk şartı sayıyor…

Yıllar süren çileli ve meraklı bir arayışın ardından yaşı kemale erdiği demde İslâm’la müşerref olan Amerikalı Muhammed Webb, ABD’nin ilk beyaz Müslümanıydı…

Günümüzün en kıymetli eserlerinin bulunduğu Askerî Müze’nin kuruluş hikâyesi 1908’de başlamış; asker, öğretmen, besteci ve mütefekkir sıfatlarını taşıyan Ferik Ahmed Muhtar Paşa’nın gayretleriyle büyük mesafeler kat edilmişti…

Birinci Cihan Harbi yıllarında Osmanlı – Güney Afrika ilişkileri ve İngiliz oyunlarına karşı halkı uyandırmaya çalıştığı için hapsedildiği yerde şüpheli bir şekilde vefat eden Mehmed Remzi Bey’in hazin hikayesi…

Vekâlet yoluyla yapılabilen tek ibadet olan hac için Osmanlı devrinde “hac vekâletnameleri ” denilen evraklar düzenlenmişti . Genellikle tomar şeklinde olan bu kâğıtlarda mukaddes beldelerden resimler yer alır, şahitlerin imzası için ayrılmış yerler bulunurdu …

“İlim sahibi muktedir bir şehzadelerini, en az 20 bin askerle gönderirlerse bu şehzadeyipadişahımız yapıp hutbe ve sikkeyi onun adına tahsis ederim. Eğer şehzadelerden biri gönderilemezse Şam, Mısır ve Irak’taki vezirler gibi bir vezir gönderiversinler. Onu dahi can u gönülden kabul ederiz.” Buhara Hâkimi Muhammed Masum Han-1789

Maarif Nazırı’yken Türk ilim ve irfan hayatı için önemli işlere imza atan Ahmed Şükrü Bey, dönemin “dişlek kalemi” Süleyman Nazif’i, bir estetik meftunu olan Cenap Şahabeddin’i, vaktiyle Beyrut Valiliği yapmış olan İsmail Hakkı Bey’i ve bu grubun ısrarlarına dayanamayan İbnülemin’i yanına çekerek söz konusu Âsâr-ı Müfîde Kütüphanesi’ni kurdu…

İnsanın tekâmül ederek değişmesi ne kadar güzelse , şehirlerin ruhu mesabesindeki tarihî eserlerin şuursuzca değişime uğraması eskiyi özlemle arayan gözlere o derece çirkin gözükmekte …

Osmanlı’da, yapılan fedakârlıklar karşılıksız bırakılmazdı. Bu fedakârlıkların en büyüklerinden olan, yerine göre canını tehlikeye atarak bir başkasının hayatını kurtaranlar için …