Zihnimizde, Osmanlı’nın kuruluş yıllarına ait pek çok bilinmezlik ve bilgi karmaşası ile Bursa-Yenişehir’e doğru yola çıkıyoruz.


Zihnimizde, Osmanlı’nın kuruluş yıllarına ait pek çok bilinmezlik ve bilgi karmaşası ile Bursa-Yenişehir’e doğru yola çıkıyoruz.

Osmanlı’da tıp sahasında Türkçe yazılan ilk eser, “Edviye-i Müfrede”dir. Kuruluş devrinde, İshak Bin Murad tarafından kaleme alınan eser, asırlarca okutuldu. Şimdi, eseri ve yazarını tanıyalım…

Ömrünü âdeta Yenişehir tarihi araştırmalarına vakfeden Dr. Salih Erol Bey’le bu kadim Osmanlı şehrinde buluştuk ve kısa bir sohbet gerçekleştirdik…

Osmanlı’da ismi hayırla yâd edilen hanım sultanlar arasında padişah kızlarının da hususî bir yeri vardır. Onlar da padişah babaları ve valide sultan anneleri gibi hayır ve hasenattan geri kalmamışlardır.

Hapishane kaçaklarından, içeriye silah ve kesici alet sızdıran mahkûm ve gardiyanlara, sahte kitap yazanlardan, Osmanlı hükümetini küçük düşürmeye çalışan sahtekârlara kadar herkes, er ya da geç ensesinde Bonnin’in nefesini hissedecekti…

Sadrazam Ali Paşa, kitaplara çok düşkündü. Her fırsatta kitap okur, hatta savaşa dahi kıymetli eserlerini götürürdü. Şehadete erdiği savaş meydanında, yanında bulunan en değerli eşyalarından başı çekenler, şüphesiz kitaplarıydı…

Şu fani dünyada kimi yaptığı eserle, kimi hayırlı bir iş ile yaşatır, ismini. Bazen de eserler, asırlarca yaşar da isimler anılmaz olur. Bugün İstanbul’daki birçok yapının isimsiz bânîsi Sultan Üçüncü Mustafa’yı ismiyle ve hayırla yâd edelim istedik…

Sultan Selim Han’ın yavuzluğu yanında, Süleyman Han’ı sakin görenler, nasıl bir pençe yiyeceklerinden habersizdi. “Kuzu” diye nitelendirdikleri Kanuni’nin muhteşemliğine vâkıf olmaları uzun sürmeyecekti…

Bir zamanlar teşrifatıyla, dinî ve ananevî hassasiyetleriyle, uluslararası siyasî münasebetlerdeki yeriyle Topkapı Sarayı, şimdilerde ülkemizin en çok ziyaret edilen mekânlarından olsa da bugün bizim pek anlayamadığımız bir dili konuşur aslında. Bu dil, sarayın kapılarında, kulelerinde, mutfak bacalarında ve en önemlisi de her biri ayrı manalar taşıyan kitabelerinde hatta çinilerle kaplı duvarlarında bile kendini hissettirir. Asırlarca Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olmuş bu müstesna sarayın neler söylediğini tamamen olmasa da bir miktar anlayabilmek için…

İstanbul’un hayırsever hanım sultanlarından Hatice Sultan’ın yaptırdığı onlarca eserden biri olan Hatice Sultan Çeşmesi, yaklaşık bir asırdır ayakta kalma mücadelesi veriyor.