Sultanın Eteğini Öpen Seyyah

Padişaha yaklaşınca, kollarıma giren ağalar yere diz çöktüler; ben de aynı şeyi yaptım ve padişahın kaftanının eteğini öptüm. Yanımdakiler, birden beni kollarımdan kaldırdılar ve Treviso ıstakozları gibi geri geri yürüyerek yerime döndüm. Bütün bunlar o kadar hızlı oldu ki, ne bu odayı ne de padişahı dilediğim gibi görme fırsatı bulabildim.”

Beş Asırlık Kanal Projesi

Sakarya Nehri Sapanca Gölü – İzmit Körfezi’ni birleştirecek bir kanal (iç suyolu) projesi asırlardır gündemde. Daha sonraları yeniden gündeme gelen ve 2000’li yıllarda geliştirilen proje gereği, bölgenin jeolojik yüzey ve jeofizik analizleri yapıldı. Osmanlı’nın beş asır önceki hayali acaba gerçek olacak mı?

Sultanın Yüreğini Bıraktığı Yer

Rumeli ve Balkanların anahtarı olan fetihleri yapan Murad Hüdâvendigâr şehid edildikten sonra tahnit edilerek Bursa’daki türbesine gönderilmiştir. Tahnitten sonra iç organlarıyla beraber kalbi de Kosova’da inşa edilen makam-türbesine yerleştirilmiş; daha sonra burası “Meşhed-i Hüdâvendigâr” diye anılmış, hal kın ve dev let adamları nın daimi ziyaretgâhlarından biri olmuştur.

Meyan Kökü

Meyan Kökü, biyolojik olarak en faydalı bitkilerden biridir. Gelişmiş teknolojik aletlerle laboratuvarlarda hastalıklara çare ararken, küçücük bir tohumun yararları sayılamayacak kadar çoktur. Meyan; Suriye, İran, Kafkasya, Kırım, İtalya ve ülkemizde yetişir.

Osmanlı Donanmasında Denizaltılar

19.asrın sonlarında dünya devletlerinin çoğu denizaltı nedir bilmezken, Osmanlı Devleti iki tane denizaltıyı donanmasına katmıştı. Osmanlı’nın elindeki bu meçhul silahın nasıl bir şey olduğunu merak edenlerin sayısı hayli çoğalmış, casuslar bu denizaltının fotoğraflarını çekmek için olmadık yollar denemişlerdi.

Kâtib Çelebi 400 Yaşında

2009’da 400. yaşını dolduran Kâtib Çelebi, 17. yüzyıl ilim dünyasının en önemli simalarındandır. Tarih, coğrafya ve bibliyografya alanlarında kıymetli eserler vermiş gerek Osmanlı Devleti’nde gerekse yurt dışında büyük ilgi toplamıştır.

Kanije Müdafaası ve Tiryaki Hasan Paşa

Kuşatma 73. gününü doldurmuştu. Kale muhafızlarının artık yapacak bir şeyleri kalmamıştı. Bu sırada kış bastırmış, bir taraftan acı soğuk, bir taraftan düşmanın topları ve saldırıları dayanmayı zorlaştırmıştı.