“Daha önceden çürümeye başlayan kılıçları, miğferleri Marmara Denizi’nin ortasına dökmüşler. Dökülmekte olan eşyaların arasında Orhan Gazi’nin miğferini buldum…” (İbrahim Hakkı Konyalı)


“Daha önceden çürümeye başlayan kılıçları, miğferleri Marmara Denizi’nin ortasına dökmüşler. Dökülmekte olan eşyaların arasında Orhan Gazi’nin miğferini buldum…” (İbrahim Hakkı Konyalı)

Kanunî devrinde Barbaros Hayreddin Paşa’nın Osmanlı hizmetine girmesiyle donanma, dünyanın en büyük ve kudretli deniz gücü haline gelmiş ve 1538 yılında Preveze’de kazanılan muazzam zafer, Akdeniz’de artık Osmanlıların hükmünün geçeğini dost düşman herkese göstermişti.

Sultan İkinci Bayezid tarafından yaptırılan cami hakkında Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sindeki ilginç hikaye…

Mimar Sinan’ın, “köprü eserlerimin içinde şaheserimdir” dediği Kanunî Sultan Süleyman Köprüsü, mimarîsi ve estetiğiyle hayran bırakan ve insana hizmet anlayışının zirvesi sayılabilecek bir eserdir.

Tarihten geleceğe kalan kıymetler milletlerin hafızasıdır. Bu kıymetler yok olursa hafıza da yok olur.

Genellikle savaş dönemlerinde kullanılan hastane gemileri, Osmanlı Devleti’nde ilk defa Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında kullanılmıştır. Daha sonraları Trablusgarb, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları, hastane gemilerinin en fazla kullanıldığı dönemler olmuştur.

Tahttan indirilmesiyle yarıda kalan birçok projeden sadece birisi olan bu proje, şu an yapımı devam eden tüp geçit projesinden bir buçuk asra yakın bir zaman önce hazırlanmıştı.

Osmanlı Devleti’nin sağlam temellerinin atıldığı Söğüt, sultanlar tarafından hiçbir zaman unutulmamıştır.

Travnik, gerek Bosna Hersek’te gerekse diğer Balkan ülkelerinde, Osmanlı’dan en çok eser kalan birkaç şehirden biridir. Şehir, 1639’dan 1832 Haziran’ına kadar uzun bir süre sancak merkezi olmuştur.

Tulumbacıların reisi yangını haber veren köşklüye “Oğlan mı, kız mı?” diye sorardı. İstanbul yakası için “oğlan”, Beyoğlu yakası için “kız” denirdi.