Bir fotoğraf karesinin arkasında yer alan ifadeler, sadece bir fotoğrafı değil, o ânın içindeki bütün hissiyatı yansıtır…


Bir fotoğraf karesinin arkasında yer alan ifadeler, sadece bir fotoğrafı değil, o ânın içindeki bütün hissiyatı yansıtır…

Beyoğlu’nu gezenler bilir, İstiklal Caddesi’nin tek camisi, mütevazı ama estetik yapısıyla Ağa Camii’dir. Hüseyin Ağa Camii adıyla da bilinen mabet, semtin göbeğinde âdeta 16. yüzyıl esintisi sunar.

Anadolu topraklarında dikilitaş formundaki en büyük Türkçe kitabe, Germiyanoğluları zamanında dikilmiştir. Kütahya’da bulunan kitabe, taş vakfiye adıyla bilinir. Germiyanoğlu ikinci Yakup Bey’in emriyle hazırlanan kitabe, âdeta Anadolu’nun Orhun Âbidesi hüviyetindedir…
Bir şehir nasıl marka olur? Veya bir şehir nasıl pazarlanır? Bu sorulara en isabetli cevabı, akıllarda birçok simgeyle yer edinen İngiltere’nin başkenti Londra verebilir…

Toprak, bir milletin hafızasıdır. O hafızanın en derin satırlarını ise mezar taşları yazar. Her biri birer sessiz şair gibi duran bu taşlar, bir medeniyetin dilini, yasını, inancını ve estetik anlayışını yansıtır.

Eskişehir’in doğusunda, Sakarya Nehri’nin sessiz pınarlarından hayat bulan verimli bozkırlarda, iki kardeş ilçe yükselir: Çifteler ve Mahmudiye.

Güzelce Kasım Paşa’nın inşa ettirdiği Cami-i Kebir, Sultan Abdülaziz ve Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın şefkatli dokunuşlarıyla yenilenmiş; böylece günümüze ulaşmıştır…

Bugün yaklaşık 600 milyon insan tarafından konuşulan Urduca, insanlığa Gazneliler ve Babürlülerin hediyesidir.

Bu defa yönümüzü, Aydın’ın kalbinde yer alan asırlık bir yapıya çeviriyoruz: Cihanoğlu Camii…

Eski İstanbul’da, sur dışındaki ve her iki yakadaki kadim mahalleler dışında kalan bölgeler, çiftliklerle şekillenmişti.