8. yüzyılda ortaya çıkan kuzeyli bir kavim, Avrupa coğrafyasını yüzyıllarca kasıp kavurmuştu. Ana motivasyonları gümüş olan bu insanlar, Vikinglerden başkası değildi. Karakteristik gemileri sayesinde uzun mesafeleri kat edebiliyorlar ve uzak diyarlara yerleşim yerleri kurabiliyorlardı. Ancak Vikingler, sadece Avrupa ile temas içerisinde değillerdi. Altın çağını yaşamakta olan İslâm dünyası da meraklarını cezbetmişti. Vikingler, güçlü bir siyasî ve askerî yapıya sahip olan İslâm ülkeleriyle çoğunlukla ticaret yapmayı tercih etmişlerdi…
Erken Orta Çağ’da kuzeyden gelen denizci bir topluluk, bütün Avrupa’yı kasıp kavurmuştu. 793 yılında kayda geçen ilk baskın raporu, 200 yıldan uzun sürecek bir devrin başlangıcı olacaktı. 8. yüzyılın sonlarından 11. yüzyılın ortalarına kadar devam eden bu devre, Batılı tarihçiler “Viking İstila Çağı” adını verdiler. Bugünkü İskandinavya’dan yola çıkan Vikingler, Avrupa’nın pek çok şehrini yakıp yağmaladılar. Ancak aynı zamanda, özellikle İngiltere, İrlanda, Fransa ve Doğu Avrupa’nın siyasi ve sosyal yapısını şekillendirdiler.
Kuzeyde Yükselen Güç
Vikingler, uzman denizcilerdi ve karakteristik uzun gemileri sayesinde Britanya Adaları, Baltık kıyıları, Fransa’nın kuzey sahilleri, İzlanda, Grönland hatta Kuzey Amerika’da sömürge ve koloni kurmuşlardı. Vikinglerin, kıta Avrupa’sını defalarca yağmalayabilmesinin ana sebebi, Avrupa’nın zayıf askerî yapıya sahip olmasıydı. Fransa’da Karolenj Hanedanı bulunmaktaydı ve saldırılara karşı koyamıyordu. Britanya’da dört ana parçaya bölünmüş siyasî bir yapı bulunuyordu. İrlanda’da organize bir politik yapı bile bulunmuyordu. Dolayısıyla otorite boşluğundan faydalanan Viking toplulukları, kıyı şehir ve kasabalarına baskınlar düzenleyebiliyordu.
Vikinglerin buradaki motivasyonu, gümüşe olan meraklarından kaynaklanıyordu. Gümüş, altın, kalay ve bakır gibi maden kaynakları açısından fakir olmasına rağmen İskandinavya ve çevresi, yeryüzünün en geniş madenî eşya gömülerine sahip bölgelerinden biridir. Gümüş toplama merakı, zaman içinde Vikingler için bir takıntı hâlini almış ve yüzyıllar boyunca ulaşabildikleri her bölgeden gerek ticarî ilişkilerle gerekse yağma yoluyla, gümüş eserler toplamaya başlamışlardı.
Gümüş Peşinde
İskandinav yerleşimlerinde bulunan gümüş eşyalar arasında en dikkat çekici payı, gümüş sikkeler oluşturmaktaydı. Vikinglere ait arkeolojik nesnelerin ilk defa keşfedilmeye başladığı 17. yüzyıldan bugüne kadar, İskandinavya ve Viking yerleşimlerinde 800 bin gümüş sikke bulundu ve bu sayı, her geçen gün yeni keşiflerle artmaya devam ediyor. Bu gümüş paralar içinde en dikkat çekici olanı, çeşitli İslâm hanedanlıklarına ait 395 bin dirhemdi. İlk olarak 19. yüzyılda literatüre bölge ismi olarak giren İskandinavya, Kuzey ve Doğu Avrupa’daki dirhemler, tüm yeryüzünde keşfedilmiş 7-11. yüzyıllar arasına ait İslâmî dirhemlerin yüzde 70’ine denk gelmekteydi. Bazı araştırmacılar, 8. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başı arasındaki yaklaşık 200 sene süren yoğun ticaret dönemi boyunca bulunan dirhemlerin, tedavülde kullanılmış olanların 2000’de biri kadarı olduğunu ve toplamda en az 380 milyon (1000 ton) dirhemin, Kuzey ve Doğu Avrupa’ya ulaşmış olabileceğini tahmin ediyor.
Görünen o ki Vikingler sadece yağma ve talanla değil, ticaretle de ilgilenmişlerdi. En yoğun ticaret hacmi ise İslâm dünyası ile yaşanmıştı. Ancak Avrupa’nın doğusunda güçlü bir devlet sistemine sahip İtil Bulgarları ve Hazar Kağanlığı bulunmaktaydı. Bulgarlar ve Hazarlar, güneyde Horasan ve Bağdat’tan Hazar Denizi üzerinden gelen İslâm dünyasının çeşitli mallarını alıp, kuzeylerinde yaşayan halklara ve bilhassa İskandinavya’dan gelen Vikinglere satıyorlardı. Vikingler de bu malları İskandinavya’ya götürüp bugünkü İsveç’te yer alan Birka ve Hedeby gibi pazar şehirlerinde satıyorlardı. Buradan da Batı Avrupa’nın büyük pazar şehirlerine gidiyordu.
Kapak yazısının tamamını Yedikıta Dergisi 213. sayısından (Mayıs 2026) okuyabilirsiniz.




