Âtıf Efendi, Osmanlı’nın mühim devlet adamlarındandır. Liyakati sebebiyle üç kez başdefterdarlık yapmış, bir kütüphane vakfetmiş, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) naatlar yazmış bir gönül insanıdır. O, kaleminin ucunda hikmet, gönlünde ise aşk-ı Nebî taşıyan bir Osmanlı münevveridir…
Âtıf Efendi, Osmanlı devrinin önemli devlet adamlarındandır. Defterdarlık görevinde başarılı işlere imza atmıştır. Hoşsohbet, güler yüzlü, faziletli ve yardımsever bir kişi olan Âtıf Efendi’nin en büyük hayır eseri, kendi adını taşıyan kütüphanesidir. Günümüzde de faaliyet gösteren bu vakıf eser, kurucusunun ilme ve eğitime verdiği değerin en güzel misalidir.
Babasının adı Mustafa olduğundan Âtıf Mustafa Efendi olarak da bilinir. İstanbul’un Soğanağa Mahallesi’nde dünyaya geldi. İlk tahsilinin ardından maliye mesleğine girdi. Defterdar mektupçuluğu vazifesinde bulundu ve 1737’de başdefterdar oldu. Avusturya ile yapılan savaşta, ordunun malî işlerini yürütmek üzere Niş’e kadar gitti. 1738’de görevinden alındı.
İvaz Mehmed Paşa’nın sadareti döneminde ikinci kez başdefterdar olarak atandı. Belgrad’ın geri alınmasından sonra şehre ilk girenlerden oldu. Yaklaşık iki buçuk yıl süren ikinci defterdarlık görevinden, Eylül 1741’de ayrılarak hacca gitti. Dönüşünün ardından üçüncü kez başdefterdar olarak atandı. 25 Temmuz 1742’de sıtma hastalığından vefat etti. Kabri, Karacaahmet Mezarlığı’nda Miskinler Tekkesi civarındaki Şerifkuyusu’ndadır.
Şairliği kuvvetli olan Âtıf Efendi, genellikle Nâbî tarzında didaktik şiirler kaleme almış; Türkçe, Arapça ve Farsça manzumeler yazmıştır. Bir divanı bulunmaktadır. Peygamber âşığı olan Âtıf Efendi, Resûlüllah Efendimiz’e (s.a.v.) olan muhabbetini “İstimdâd (Yardım)” adlı naatında kelimelere dökerek ifade etmiştir.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 213. sayısından (Mayıs 2026) okuyabilirsiniz.




