Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu. Askerler saat tutarak oruçlarını açıyor, bir yudum suyu şükürle içiyordu. Toprak ve barut kokusu arasında yükselen dualar, bomba seslerinin ortasında Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle birleşiyor; siperlerde cemaatle namaz kılınıyordu…
Çanakkale Cephesi’nde Ramazan-ı Şerif ayı, top tüfek seslerinin gölgesinde 13 Temmuz 1915 Çarşamba günü başlamıştı. Her gün açlık ve susuzlukla kıvranan kahraman neferler, 11 Ağustos 1915 Çarşamba günü, sabırla dayanarak son oruçlarını tutmuşlardı. Bayramın ilk günü olan 12 Ağustos 1915 Perşembe ise savaşın acı ve kederi içinde, yine de bir sevinç ve huzur anı olarak yüreklerde yer etmişti.
Ramazan Ayının Ruhu
Cephede Ramazan-ı Şerif yaşanırken, cephe gerisinde de dua ve destekler devam ediyordu. İstanbul’daki camilerde ilk teravihler huşû içinde kılınırken, minberlerden tüm cemaate anlamı derin bir haber duyuruldu: Halife-i Müslimîn olan Padişah Hazretleri, üç yüz milyonluk İslâm âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor; bu mübarek gecelerde Çanakkale’de ordumuzun muzafferiyeti için dua edilmesini arzu ettiğini bildiriyordu. Camilerde yükselen dualar, cephede savaşan askerlerle aynı niyette birleşmiş, Ramazan-ı Şerif’in manevî iklimi, vatan savunmasıyla bütünleşmişti.
On bir ayın sultanını, zorlu şartlar altında karşılayan askerlerin, cephede oruçlarını bir nebze olsun daha rahat tutabilmeleri için hurma ve zeytin miktarı artırılmış; aynı şekilde, bu mübarek ayda askerin güce ve morale daha çok ihtiyaç duyacağı düşünülerek Çanakkale’ye bolca reçel gönderilmişti.
Savaş ve ekonomik zorluklara rağmen şehirlerde yardımlar toplanmıştı. İstanbul’daki mahalle iftarları savaş nedeniyle sadeleşmiş, ancak geleneksel Ramazan ruhu tamamen kaybolmamıştı.
Ramazan-ı Şerif’in dayanışma ve merhamet ikliminde, bir komisyon oluşturulmuş; Osmanlı mücahitlerine hediye ulaştırmak ve şehit ailelerine destek olmak amacıyla gönüllerden kopan yardımlar bir araya getirilmişti. Toplanan bu emanetler, şehit ve zabitan ailelerine ulaştırılırken, cephedeki askerin yalnız olmadığını hissettirmek için Çanakkale’de bulunan kahramanlara hediyeler gönderilmişti. Bayram vesilesiyle ayrıca pek çok hediye daha toplanarak askerlere gönderilmesi kararlaştırılmış; böylece savaşın en çetin günlerinde bile millet olmanın şefkati yaşatılmaya çalışılmıştı.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 211. sayısından (Mart 2026) okuyabilirsiniz.


