Bulgar ve Yunan zulmünden kaçarak yurtlarını terk eden Müslümanlar ve cephede yaralanan askerler perişan bir vaziyette İstanbul’a taşınıyorlardı…


Bulgar ve Yunan zulmünden kaçarak yurtlarını terk eden Müslümanlar ve cephede yaralanan askerler perişan bir vaziyette İstanbul’a taşınıyorlardı…

Altı buçuk asır, üç kıtaya hükmeden Osmanlı Devleti, yaşlanıp güçten düştüğünde, adalet götürdüğü diyarların büyük bir bölümünden geri çekilmek zorunda kaldı. Osmanlı, varlığının nişânesi olan pek çok şeyi de bu topraklarda bırakmıştı…

Kuruluşundan 1699 Karlofça Antlaşması’na kadar geçen süreçte girdiği birçok muharebeden galibiyetle çıkan Osmanlı Devleti, bu maharetini, savaş meydanlarında orduyu sevk ve idaredeki ustalığı kadar, sefer öncesi ve sefer sırasındaki organizasyonuna da borçludur.

Bir tarafı Karadeniz, diğer tarafı Marmara Denizi ile çevrili olan İstanbul’da deniz ulaşımı ilk zamanlarda kayıklar, mavnalar ve peremeler vasıtasıyla yapılıyordu.

Rusya’nın, Polonya’nın, Danimarka’nın, Hollanda’nın, Belçika’nın meşhur pehlivanları Paris’te talihlerini deniyorlardı. Hakikatte bizim Kara orman Pomakları karşısında Frenk pehlivanlarının dayanamayacağı şüphesizdi…

Muslihiddin Mustafa, nâm-ı diğer Ahterî, meşhur fıkıh ve dil âlimlerindendi, ayrıca lügatçiydi. Neredeyse 500 yıl önce (1545) bir Rebiulevvel gecesi tamamladığı lügat kitabı Ahterî-i Kebîr’i bugün hâlâ kullanılmakta…

1546 yılında Manisa’da dünyaya gelen Sultan Üçüncü Murad özellikle Manisa’da sancakbeyliği yaptığı sırada değerli hocalardan ilim tahsil etmiş, idarî ve askerî sahada iyi bir eğitim görmüştü.

Osmanlı toplumunun bir ferdi olan Sinan kimdi? İstanbul’un tarihî çehresine neler kazandırmıştı? Prof. Dr. SUPHİ SAATÇİ ile Mimar Sinan üzerine zevkli bir sohbet yaptık…

“Kâfirler Endülüs’ü istilâ ettikten sonra Vehran Kalesi’ne geldiler. Diğer beldelere tecâvüz etmek için Becâye ile Trablus’u aldılar. Sonra da bizim diyarımız Cezayir kaldı. Daire ortasında kalan nokta gibi garip ve şaşkın kaldık. Her taraftan bizi sıkıştırdılar…”

Hazar Denizi’nin Bakü açıklarında bulunan Nargin Adası Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslar tarafından esir kampı olarak kullanılmıştı.