Kendini Avrupa’nın kralı ilân eden Şarlken, gözünü Cezayir’e diker. Ancak kendini beğenmiş kibirli ordusuna, gözü pek bir Osmanlı levendi olan Hasan Ağa dur diyecektir…


Kendini Avrupa’nın kralı ilân eden Şarlken, gözünü Cezayir’e diker. Ancak kendini beğenmiş kibirli ordusuna, gözü pek bir Osmanlı levendi olan Hasan Ağa dur diyecektir…

Tarihimizdeki ilk yazılı İslâm hukuku örneklerinden biri olan “el-Mesâilü’l-Melikşâhiyye” kanunnamesi; Osmanlı “Mecelle”sinden tam sekiz yüz yıl önce, Sultan Melikşah’ın emriyle hazırlanmıştı…

Tuna Nehri kıyısında kurulan Silistre, akarsuların bol olduğu bereketli topraklar üzerinde yükselmiş bir şehirdir. Osmanlı hayırseverleri tarafından Silistre’de kurulan su vakıfları, bir yandan şehir halkının günlük hayatını kolaylaştırırken, diğer yandan kırsal bölgelerde yaşayan ahalinin su ihtiyaçlarının karşılanmasına büyük katkı sağlamıştır…

Üç büyük kara canavar, yani yaban hınzırı getirildi ve bir ağacın önüne arka arkaya bağlandı. Hükümdar yayını eline aldı; oku kirişe gezleyip yayı gerdi ve salıverdi. Ok, üç canavarın içinden geçtikten sonra karşıdaki sağlam gövdeli ağaca saplandı. Orada bulunanlar, padişahın bu hayret verici mahareti karşısında şaşkınlıktan parmaklarını ısırdılar.

Sultan İkinci Bayezid Han, gönlü Allah ve Resûlullah sevgisiyle dopdolu velî bir padişahtı. Her nefesinde O’na (s.a.v.) muhabbetle ilham bulan ve kalemiyle bu aşkı şiirlere döken bir şairdi. Her naatı, Efendimiz’in (s.a.v.) sevgisiyle yoğrulmuş bir gönül aynasıydı…

İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin zamanla zayıflamasıyla birlikte, çiniciliğin yeni merkezi Kütahya olmuştu…

Âtıf Efendi, Osmanlı’nın mühim devlet adamlarındandır. Liyakati sebebiyle üç kez başdefterdarlık yapmış, bir kütüphane vakfetmiş, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) naatlar yazmış bir gönül insanıdır.

Mekke-i Mükerreme ulemasının bir araya gelerek kaleme aldığı iki mektupta, Müslümanların dinî hayatlarındaki eksiklikleri hatırlatılarak, sırat-ı müstakim (doğru yol) üzere olmaları gerektiği ifade edilmişti…

Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla olduğu kadar, taşıdığı tarihî mana ile de bir bahar şehridir. 6 Nisan 1326 fetih tarihi; ulu cihan çınarının henüz gölge vermediği fakat kök saldığı, filizin kuvvet bulduğu, istikbali mayalayan bereketli bir başlangıcın mevsimidir…

Çaresiz bir annenin yardım feryatlarına kayıtsız kalmayan cihan padişahı, gönderdiği mektupla hem onların yüreklerini serinletmiş hem de bekledikleri yardımı esirgememiştir. …