Mohaç’ta kazanılan büyük zaferin üzerinden beş yüz yıl geçti.


Mohaç’ta kazanılan büyük zaferin üzerinden beş yüz yıl geçti.

Osmanlı Devleti, her konuda olduğu gibi koku meselesinde de o kadar ince bir meziyete sahiptir ki, anlatılsa sayfalara sığmaz…

Kaynaklarda Osmanlı Devleti’nin bilinen ilk resmî madalyası Ferahî’dir…

Muhteşem Süleyman’ın hasekisi Hürrem Sultan’ın izini sürerek, mektuplar aracılığıyla hanedanın tarihine yeniden şâhitlik ediyoruz…

Hazin Ertuğrul Faciası’nın ardından İstanbul’a gelen Japon gazeteci Noda Shotaro’nun, Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın himayesinde İslâm ile müşerref olarak Abdülhalim adını alması, Osmanlı-Japon münasebetleri içinde dikkat çekici bir safha teşkil eder.

Kendini Avrupa’nın kralı ilân eden Şarlken, gözünü Cezayir’e diker. Ancak kendini beğenmiş kibirli ordusuna, gözü pek bir Osmanlı levendi olan Hasan Ağa dur diyecektir…

Tarihimizdeki ilk yazılı İslâm hukuku örneklerinden biri olan “el-Mesâilü’l-Melikşâhiyye” kanunnamesi; Osmanlı “Mecelle”sinden tam sekiz yüz yıl önce, Sultan Melikşah’ın emriyle hazırlanmıştı…

Tuna Nehri kıyısında kurulan Silistre, akarsuların bol olduğu bereketli topraklar üzerinde yükselmiş bir şehirdir. Osmanlı hayırseverleri tarafından Silistre’de kurulan su vakıfları, bir yandan şehir halkının günlük hayatını kolaylaştırırken, diğer yandan kırsal bölgelerde yaşayan ahalinin su ihtiyaçlarının karşılanmasına büyük katkı sağlamıştır…

Üç büyük kara canavar, yani yaban hınzırı getirildi ve bir ağacın önüne arka arkaya bağlandı. Hükümdar yayını eline aldı; oku kirişe gezleyip yayı gerdi ve salıverdi. Ok, üç canavarın içinden geçtikten sonra karşıdaki sağlam gövdeli ağaca saplandı. Orada bulunanlar, padişahın bu hayret verici mahareti karşısında şaşkınlıktan parmaklarını ısırdılar.

Sultan İkinci Bayezid Han, gönlü Allah ve Resûlullah sevgisiyle dopdolu velî bir padişahtı. Her nefesinde O’na (s.a.v.) muhabbetle ilham bulan ve kalemiyle bu aşkı şiirlere döken bir şairdi. Her naatı, Efendimiz’in (s.a.v.) sevgisiyle yoğrulmuş bir gönül aynasıydı…