“Tarihimizi ne kadar biliyoruz?” diye kendimize sorsak, vereceğimiz cevap herhalde, “Çok bilmiyoruz!” olacaktır. Gerçekten de öyle. Asırlar önce ecdadımızın fethettiği, …


“Tarihimizi ne kadar biliyoruz?” diye kendimize sorsak, vereceğimiz cevap herhalde, “Çok bilmiyoruz!” olacaktır. Gerçekten de öyle. Asırlar önce ecdadımızın fethettiği, …

Sultan İkinci Osman’ın, saray içinden evlenme an’anesini terk edip, hür kadınlarla evlendiğini biliyoruz. Bildiğimiz kadarıyla padişahın iki hanımı vardı. Ancak vesikalar ve vakfiyeler üzerinde yaptığımız araştırmalar neticesinde, sultanın bir başka hanımının daha olduğu ortaya çıktı…

İhtida kelimesi sözlükte, “doğru yolu bulmak, yol göstermek, hakikate ulaşmak” manasına gelen hidayet kökünden türemiştir.

İhtida eden Doktor Panayota, Eyüp Sabri ismini almış ve kısa bir süre sonra da namaz esnasında vefat etmişti. Geriye ikisi kız ikisi erkek dört evlat bıraktı. Yaşça büyük olan kızları, “Parça parça olsak yine Müslüman’ız!” diyerek Hıristiyan annelerinin velayetine girmeyi reddettiler. Bu, Azize ve Şefika’nın hikâyesi…

Geyhatu Han’ın müsrifliği sebebiyle boşalan devlet hazinesine kısa yoldan para sağlamak için Çin’de uygulanan bir para politikası modellendi. Buna göre …

Dünyanın en tuhaf, bir o kadar da karmaşık kasabalarından birisidir Baarle. Belçika ile Hollanda’nın toprağı olan Baarle Kasabası, hem iki ülkeyi birbirinden ayırıyor hem de iki ülkenin sınırları içerisinde yer alıyor.

Geleneksel tıp ilminde; tıbbî ilaç formüllerini ihtiva eden, şifalı otların ne zaman, ne miktarda ve ne şekilde karıştırılacağını anlatan el kitaplarına, tür olarak Akrâbâzîn denilirdi.

Orduya katılanlarla, tayin edilen kumadanlarla, savaş için kat edilen mesafeyle, karşılaşılan düşmanın büyüklüğüyle, dönüş yoluyla ve hatta döndükten sonrasıyla Mûte, hakikaten tam bir mücadele idi; hem düşmana hem de insanın en büyük düşmanı olan nefse karşı…

Size bir yerden bahsedeyim. Dünya haritasında küçük bir nokta, ancak İslâm tarihindeki yeri devasa bir kasabadan. Azın çoğa üstün geldiği, …

Hayal edin! 1950’lerin başında Kısıklı’dan bindiniz tramvaya… Yolculuğunuz, Üsküdar Meydan’a. O hafif eğimli tatlı rampadan aheste aheste iniyor vatman efendi. Paraya kıyıp birinci mevkiden aldığınız pencere kenarı deri koltuktan, hayalini kurduğunuz mesut İstanbul manzarasını seyrediyorsunuz…