SULTANIN TABUTUNA HACİZ

Sultan İkinci Abdülhamid Han’dan sonra padişah olan Sultan Beşinci Mehmed Reşad devrinde (1909-1918) vuku bulan hadiseler, devleti sadece cephelerde yenilgiye değil tamamen yıkılışa doğru götürüyordu. Sultan Reşad, İttihatçıların icraatlarını seyretmekten başka bir şey yapamadı ve nihayet 1918’de vefatından sonra yerine Altıncı Mehmed unvanıyla Sultan Mehmed Vahdeddin geçti.

GURBETTE KALAN SULTAN VAHDEDDİN HAN

İttihat ve Terakki’nin 1909’dan 1918’e kadar devleti sürüklediği felaketler neticesinde Osmanlı devleti Anadolu içinde küçük bir toprak parçasına hapsedilmiş ve neticede devlet yıkılışa sürüklenmiştir. Osmanlı tarihinin bu en felaketli yıllarında 6. Mehmed Vahdeddin padişah olacak ve gurbete gitmek zorunda kalacaktır…

ENVER PAŞA’NIN PEŞİNDEKİ ALMAN CASUSU

Enver Paşa’nın vaktiyle Almanlar tarafından kullanıldığı bir hakikat. Nitekim Enver ve Cemal Paşaların “Almanlara meclûbiyeti” yani tutkunlukları devrin gazete ve resmî evrakına da yansımıştı. Hatta hatıratında Karabekir Paşa, Enver Paşa’nın Almanlarca casusluk yoluyla elde edildiğini ima ediyordu. Aşağıdaki yazıda okuyacağınız “iddiaları da” bu çerçevede değerlendirmek pek de yanlış olmaz…

Osmanlı Devrinde Kitap Nasıl Basılırdı?

Osmanlı devrinde matbaalar iki şekilde faaliyet gösteriyordu. Bunlardan birincisi hurufat, diğeri taş basmasıydı. Eski matbaalar ve işleyiş usulleri bugün tarihe karıştı. Günümüzde son teknoloji baskı makineleriyle yapılan iş eskiden nasıl yapılıyordu? İşte hurufat, taş basması ve eski matbaaların işleyiş tarzları hakkında bugün bilinmeyenler…

OSMANLI’NIN HAC GÖREVLİLERİ

Günümüzde kutsal topraklara yapılan ziyaretler, tecrübeli rehberler sayesinde hem daha sağlıklı yapılıyor hem de yapması gereken ibadetleri tam olarak bilmeyenlere büyük kolaylıklar sağlıyor. Peki Osmanlı devrinde de hacılarla ilgilenen, onlara yol gösteren günümüzün rehberleri hükmünde kılavuzlar var mıydı?

OSMANLI DEVLETİ’NDE MÜZECİLİK

Fatih Sultan Mehmed Han Topkapı Sarayı’nı yaptırırken saray surları içinde kalan Aya İrini Kilisesi’ne cebecilerden bir kısmını yerleştirerek burayı sarayın silah ambarı haline getirmişti. İç cebehane olarak adlandırılan bina 1726’da Sultan Üçüncü Ahmed Han’ın emriyle tamir ve tanzim edildikten sonra gezilebilecek hale getirildi.

Suriye’de Müslüman Olan 100 Bin Nusayrî

Ortadoğu’da varlığını sürdüren Nusayrî, Dürzi ve yezidi gibi gruplar, 19. yüzyılda Batılı devletler ve Amerika’nın dikkatini çekmişti. Fransızlar, Ortadoğu’da kendi menfaatlerine hizmet edecek Katolik ve Marunî azınlıkları, İngilizler de Dürzi ve Nusayrî taifesini kendi yanına çekmeye başlamışlardı. Bu sömürü sistemine karşı Osmanlı da boş durmamıştı…