Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir, taşları, kubbeleri, kaleleri ve medreseleriyle geçmişin mirasını günümüzle buluşturuyor…


Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir, taşları, kubbeleri, kaleleri ve medreseleriyle geçmişin mirasını günümüzle buluşturuyor…

Tasavvufun derinliklerinde yoğrulmuş, ilim ve hikmetle mücehhez velî ve Peygamber neslinden olan Emir Sultan Hazretleri’nin, Osmanlı hanedanıyla kurduğu manevî ve sıhrî bağı, Bursa’yı ilim ve irfan merkezi kılışını, Ulu Cami’nin inşasına vesile oluşunu ve Anadolu topraklarındaki izzetli hizmetlerini, bu makalede keşfedeceksiniz…

Düzlüklerinde savrulan her bir toz zerreciği dahi buram buram tarih kokar Merv’in. Sanki akıp giden Muğrab Suyu değildir orada; zaman nehrinin taşıdığı binlerce yıllık hadiseler ve hatıralardır.

Selçuklu sultanlarının Haremeyn’e olan bağlılıkları ve İslâm ümmetine hizmet etme arzusu, her şeyin üzerinde olmuştur. Resûlüllah Efendimiz’in mescidinde ve Beytullah’ta okunan hutbelerde isimlerinin zikredilmesi, onları yeryüzünün en bahtiyar insanları yapmıştır…

Selçuklu döneminde sultanlarla birlikte vezirler ve önde gelen devlet adamları da mukaddes beldelere hizmet etmeyi şeref bilmişlerdir.

Hac emîrliği, Abbasîler ve Selçuklular devrinde güvenliğin ötesinde siyasî ve dinî otoritenin de sembolü olmuştur. Türk komutanlar, bu görev aracılığıyla hem Abbasî hilafetini hem de Selçuklu devletini Haremeyn-i Şerîfeyn nezdinde temsil etmiş, hac yollarının imarı ve güvenliği gibi önemli vazifeler üstlenmişlerdir…

“Serhaddin ucunda bir gölge, bir dua gibi durur bazı yerler. Deliorman da onlardan biridir; sessiz, vakur, derin…”

Haziran 1908’de Baltık Denizi kıyısındaki Reval şehrinde, İngiltere’nin kral ve kraliçesi ile Rusya’nın çar ve çariçesi bir araya gelmişti.

57. Alay’ın başında, elinde kılıcıyla süngü hücumuna kalkan bir komutan olarak görev yapan Hüseyin Avni Bey, Bir Ramazan Bayramı sabahı, şehadete erişecekti.

Yarbay Hüseyin Avni Bey’in cephedeki en büyük tesellisi, ailesiyle kurduğu mektuplaşma bağıydı.