Padişahlar, paşalar, hanım sultanlar için şehirleri ilmek ilmek işleyen mimarımız, kendi adına da bir hayır eser yaptırmıştı elbet. Türbesine veda edip bu yazının vesilesi Mimar Sinan Mescidi’ne yol alalım…


Padişahlar, paşalar, hanım sultanlar için şehirleri ilmek ilmek işleyen mimarımız, kendi adına da bir hayır eser yaptırmıştı elbet. Türbesine veda edip bu yazının vesilesi Mimar Sinan Mescidi’ne yol alalım…

Size bir yerden bahsedeyim. Dünya haritasında küçük bir nokta, ancak İslâm tarihindeki yeri devasa bir kasabadan. Azın çoğa üstün geldiği, …

Hayal edin! 1950’lerin başında Kısıklı’dan bindiniz tramvaya… Yolculuğunuz, Üsküdar Meydan’a. O hafif eğimli tatlı rampadan aheste aheste iniyor vatman efendi. Paraya kıyıp birinci mevkiden aldığınız pencere kenarı deri koltuktan, hayalini kurduğunuz mesut İstanbul manzarasını seyrediyorsunuz…

Şüphe yok ki İstanbul başlı başına bir güzellik âbidesi. Bir de üzerinde zamanın hikâyelerini taşıyan taş şahitleri var bu şehrin.

Kendimi bildim bileli “Nerelisin?” sorusuna verdiğim “Akşehirliyim…” cevabının akabindeki cümle, “Demek, Hoca Nasreddin’in hemşehrisisin.” olur. Şehir ile Hoca’nın ismi hep birlikte anılır, kaderi beraber yazılıdır.

Topkapı Sarayı’nın tarihe açılan kapıları, içinizi ferahlatan avluları, tarih koridorunu andıran uzun yolunun sonunda Boğaz’a nazır bir köşkü vardır. Hem yapılış tarihi hem de fizikî konumu itibariyle sarayın son yapısı, Mecidiye Köşkü’dür.

1893 Şikago Sergisi’ne âdeta çıkartma yapan Osmanlılar, fuarın birçok alanında boy gösterirken, yayıncılık faaliyetlerini de ihmal etmemişti. Bir ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk süreli yayınımız da bu vesileyle çıkmıştı…

Osmanoğulları’nın bir uç beyliğinden cihan devleti olma yolunda çok az şehre nasip olmuştur Devlet-i Aliyye’ye başşehir olmak. Söğüt’te filizlenip sırasıyla Bursa’da kök salan, Edirne’de dallanıp budaklanan ve nihayetinde İstanbul’da koca bir çınara dönüşen Osmanlı Devleti’nin -unutulan ve günümüzde gurbette kalan- bir başkenti daha vardı; Dimetoka…

Şu fani dünyada kimi yaptığı eserle, kimi hayırlı bir iş ile yaşatır, ismini. Bazen de eserler, asırlarca yaşar da isimler anılmaz olur. Bugün İstanbul’daki birçok yapının isimsiz bânîsi Sultan Üçüncü Mustafa’yı ismiyle ve hayırla yâd edelim istedik…

Kastamonu Kasaba Köyü’nde, çok alışık olmadığınız bir yapı ile tanıştırmak istiyoruz sizleri. Anadolu zenginlikleri içinde cevher niteliğindeki Mahmud Bey Camii, ahşap işçiliği ve kökboyalı işlemeleriyle gelen misafirlerine göz şöleni vadediyor…