Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine uzanan çoğaltma geleneği, bilginin toplum hafızasında yolculuğunu mümkün kılmıştır…


Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine uzanan çoğaltma geleneği, bilginin toplum hafızasında yolculuğunu mümkün kılmıştır…

Bu makalemizde Ârif Hikmet’in hem sanat anlayışına hem de Hatt-ı Sünbülî’nin tasavvufî estetiğine göz atıyoruz…

Bir fotoğraf karesinin arkasında yer alan ifadeler, sadece bir fotoğrafı değil, o ânın içindeki bütün hissiyatı yansıtır…

“Serhaddin ucunda bir gölge, bir dua gibi durur bazı yerler. Deliorman da onlardan biridir; sessiz, vakur, derin…”

Ecdadımızın kâğıda, kaleme, bir ism-i celâle yahut bir mübarek mektuba gösterdiği incelikli özen; medeniyetimizin ne denli köklü ve zarif bir anlayışa sahip olduğunu gösterir…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), pek çok hadîs-i şerîfinde yetimlerin hukuku üzerinde hassasiyetle durmuştur. Ecdadımız da âyet-i kerîmeler ve hâdis-i şerîfler ışığında hareket ederek yetime sahip çıkmış ve onlar için muhtelif müesseseler tesis etmiştir…

Osmanlı’da geri dönüşüm esnafı olan bozmacıları okumak üzere biraz geri dönelim mi?..

Çanakkale Cephesi’ndeki askerlerin moral ve motivasyonunu yüksek tutmak için zeytin ağaçlarının gölgesinde incir ikramlı bir Mevlid-i Şerif merasimi tertip edilmişti.

İnsanoğlu, ardında gelecek nesillere kalıcı bir iz bırakma çabası taşımıştır hep. Bu isteğini bazen bir taşın üzerine kazınan kelimelerle, bazen …

Kadılık, kazaskerlik ve müderrislik gibi vazifelerde bulunan Muhaşşî Sinan Efendi, Osmanlı ilmiyesinin önemli simalarından biridir. Ancak onu ilim dünyasında bilinir …