Sultan Selim Han’ın yavuzluğu yanında, Süleyman Han’ı sakin görenler, nasıl bir pençe yiyeceklerinden habersizdi. “Kuzu” diye nitelendirdikleri Kanuni’nin muhteşemliğine vâkıf olmaları uzun sürmeyecekti…


Sultan Selim Han’ın yavuzluğu yanında, Süleyman Han’ı sakin görenler, nasıl bir pençe yiyeceklerinden habersizdi. “Kuzu” diye nitelendirdikleri Kanuni’nin muhteşemliğine vâkıf olmaları uzun sürmeyecekti…

Bir zamanlar teşrifatıyla, dinî ve ananevî hassasiyetleriyle, uluslararası siyasî münasebetlerdeki yeriyle Topkapı Sarayı, şimdilerde ülkemizin en çok ziyaret edilen mekânlarından olsa da bugün bizim pek anlayamadığımız bir dili konuşur aslında. Bu dil, sarayın kapılarında, kulelerinde, mutfak bacalarında ve en önemlisi de her biri ayrı manalar taşıyan kitabelerinde hatta çinilerle kaplı duvarlarında bile kendini hissettirir. Asırlarca Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olmuş bu müstesna sarayın neler söylediğini tamamen olmasa da bir miktar anlayabilmek için…

İstanbul’un hayırsever hanım sultanlarından Hatice Sultan’ın yaptırdığı onlarca eserden biri olan Hatice Sultan Çeşmesi, yaklaşık bir asırdır ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Osmanlı tarihinde çok kıymetli paşalar, büyük sadrazamlar yetişmiş, çok kritik vazifeler üstlenmiştir. Ulu sultanların devlet yüküne ortak olmuş, kimisi bu uğurda canını bile feda etmiştir. Bu devlet adamlarından biri de Bayezid Paşa’dır. Ankara Savaşı’ndan çıkan Osmanlı Devleti’nin yeniden toparlanmasında, Bayezid Paşa’nın büyük hizmetleri olmuştur…

Bundan 500 sene evvel burçlarına İslâm sancağı dikilen Belgrad, yaklaşık bir aylık muhasara neticesinde fethedilmişti. Ecdadının izinden giden Sultan Süleyman Han’ın ilk seferi ve Avrupa içlerinde at süreceğinin ilk emaresiydi Belgrad. Fethinden sonra Osmanlı tarafından serhad şehri olarak görülen Belgrad, Avrupa içlerine yapılacak bütün seferlerde ordugâh olarak kullanılmıştı…

Osmanlı tebaasından Ermeni mimar Aram Tahtacıyan, sunduğu mimarî planlarla tanınan bir şahsiyetti. Galata Kulesi’ne de bir dönüşüm projesi hazırlayan mimarın, bugün pek bilinmese de Üsküdar için ağaç şeklinde ilginç bir kule planı vardı…

İçinde birçok manevî şahsı ve mekânı barındıran Kastamonu, evliyalar şehri olarak anılır. Şehrin meşhur âlimlerinden ve evliyasından biri de Şeyh Şâbân-ı Velî Hazretleri’dir…

20 Şubat 1807 sabahı payitaht İstanbul, en karanlık günlerinden birine uyanmış, beklenmedik bir hadise cereyan etmişti. İngiliz donanmasına ait 14 savaş gemisi İstanbul’a kadar gelmiş, Kınalıada önlerinde demir atmıştı. Yüzyıllardır müttefik dahi olsalar yabancı savaş gemilerinin gelmelerine izin verilmeyen payitahtta, ilk defa böyle bir şey yaşanıyordu. İstanbul’u ablukaya alan İngilizlerin, buna cüret etmesine sebep neydi?..

Bugün dahi tarihî dokusunu büyük oranda korumuş olan İznik, Anadolu’daki ilk Selçuklu fetihlerinden olmasının yanı sıra, Osmanlı’nın da ilk fethettiği ana merkezlerden biridir. Beylikten devlete geçişin ilk basamağı diyebileceğimiz İznik, ilk kurumsal ilim merkezleri ve sosyal müesseseleriyle, devletin kuruluş yıllarında sağlam zeminlerden birini teşkil etmiştir. Burada yetişen âlimler, mutasavvıflar, beyler ve paşalar, İstanbul’un fethine açılan kapıyı aralayanlardandır. Orhan Gazi’nin fethedip Nilüfer Hatunların, Çandarlı Kara Halillerin imar ettiği İznik, Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri ve Şeyh Kutbüddin İznikî gibi tasavvuf büyüklerinin elinde kıvamını bulmuş ve “ilk”lere sahne olmuş bir müstesna beldedir…

Tahta çıkan padişahın annesine, Valide Sultan denirdi. Onlar sadece padişah annesi değildiler. Aynı zamanda cihanın idare edildiği, padişahın evinin en yetkili kişileriydiler. Şehzadelerinin donanımlı yetişmesine gayret gösteren Valide Sultanlar, yaptırdıkları hayır eserleriyle de Osmanlı mülkünü süslemişlerdi. Osmanlı’da Valide Sultanlık müessesesini ve Valide Sultanlar hakkında merak edilenleri, kıymetli okuyucularımız için kaleme aldık…