İlim yolunda uzun yıllar emek vererek belli bir seviyeye ulaşan talebelere hocaları tarafından verilen icazetnameler, İslâm kültüründeki köklü geleneğin en önemli unsurlarındandır.


İlim yolunda uzun yıllar emek vererek belli bir seviyeye ulaşan talebelere hocaları tarafından verilen icazetnameler, İslâm kültüründeki köklü geleneğin en önemli unsurlarındandır.

1917 tarihli düzenlemeyle birlikte icazetname, sadece Medrese-i Süleymaniye (Medresetü’l-Mütehassisîn) mezunlarına verilecekti. Mezun olanlar icazetname ile birlikte İstanbul ruusu payesi alacaklar ve aynı zamanda müderris unvanına sahip olacaklardı…

İcazetnameler, hocaların talebelerine verdikleri nasihatler ve tavsiyeler noktasından da son derece orijinal metinlerdir. Keşaplı Şaban Efendi ve Kilcizade Muhammed Ali Efendi’ye verilen icazetnameler, bunun en güzel örneklerinden…

İhtida kelimesi sözlükte, “doğru yolu bulmak, yol göstermek, hakikate ulaşmak” manasına gelen hidayet kökünden türemiştir.

İhtida eden Doktor Panayota, Eyüp Sabri ismini almış ve kısa bir süre sonra da namaz esnasında vefat etmişti. Geriye ikisi kız ikisi erkek dört evlat bıraktı. Yaşça büyük olan kızları, “Parça parça olsak yine Müslüman’ız!” diyerek Hıristiyan annelerinin velayetine girmeyi reddettiler. Bu, Azize ve Şefika’nın hikâyesi…

Tarihte ata dinini bırakıp İslâm’ı seçen ve değişik mesleklerden olup İslâm’a ve Osmanlı Devleti’ne hizmet eden birçok şahsiyet bulunmaktadır. Biz bazılarını buraya aldık.

Osmanlı toplumunda, bırakın gayrimüslimlerin âdetlerini uygulamayı, Müslümanlarla onların kıyafetleri dahi farklıydı. Bu sebeple, ihtida eden her ferde, Müslümanlara has kıyafet alabilmesi için nakdî yardım yapılırdı.

Orduya katılanlarla, tayin edilen kumadanlarla, savaş için kat edilen mesafeyle, karşılaşılan düşmanın büyüklüğüyle, dönüş yoluyla ve hatta döndükten sonrasıyla Mûte, hakikaten tam bir mücadele idi; hem düşmana hem de insanın en büyük düşmanı olan nefse karşı…

Size bir yerden bahsedeyim. Dünya haritasında küçük bir nokta, ancak İslâm tarihindeki yeri devasa bir kasabadan. Azın çoğa üstün geldiği, …

Hisbe Teşkilatı, “emr-i bi’l-ma‘rûf nehy-i ani’l-münker” (iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak) ilkesinin gereği olarak ortaya çıkmış bir müessesedir.