Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği faziletle yoğuran, toplumu kardeşlik ve adalet ekseninde birleştiren köklü bir ahlâk ve teşkilat geleneğidir…


Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği faziletle yoğuran, toplumu kardeşlik ve adalet ekseninde birleştiren köklü bir ahlâk ve teşkilat geleneğidir…

Endülüs, İber Yarımadası’nda yaklaşık sekiz asır boyunca hüküm sürmüş müstesna bir İslâm medeniyetidir.

İslâm’da kadın, yalnızca bir birey değil; rahmetin, şefkatin ve faziletin timsalidir. Cahiliye devrinin karanlığını vahyin nuruyla aydınlatan İslâm, kadına hak ettiği değeri vermiştir.

Bu makalemizde İslâm şehirciliğinin ilk dönemlerine ve şehir müelliflerinin ilk misallerine temas edeceğiz…

Medine-i Münevvere’nin su ihtiyacının temin edilmesi için, Emevîler devrinde, birtakım çalışmalar yapıldı. Şehrin yakınlarında bulunan içme suları, Aynu’z-Zerka adıyla birleştirilerek mübarek beldeye getirildi. İsmini, kurucusunun göz renginden alan Aynu’z-Zerka, Medine-i Münevvere’nin en önemli su projesiydi…

İnsanlık tarihinin en kadim şehirlerinden olan Mekke-i Mükerreme ve içinde yer alan Beytullah, yani Kâbe-i Muazzama, insanlıkla eş zamanlı bir …

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.), İslâm’a davet için mektup gönderdiği kişilerden birisi de Doğu Roma İmparatoru Herakliyus’tu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Yâ Rabbi!.. İkrime ne kadar bana düşmanlık etmiş ise, senin nurunu söndürmek için ne kadar adım atmış ve isyanda bulunmuş ise ve benim hakkımda; ister yüzüme karşı, ister arkamdan olsun, ne kadar kötü laf söylemiş ise hepsini affet.” diye dua ettiler. İkrime de “Bu benim için yeter yâ Rasûlallah!” dedi ve ilave etti: “Ben, insanları Allah yolundan alıkoymak için nerede ne yapmışsam, onun iki katını Allah yolunda yapacağıma söz veriyorum.”…

Müslümanların, Azerbaycan’a hâkim olması, Emevî ve Abbasî devletleri zamanında gerçekleşmiş. Bölgenin, özellikle Abbasîler devrinde Müslüman Türk valilerince idare edildiği biliniyor.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen, İki Cihanın Serveri Sevgili Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dünya hayatındayken ikametgâhları ve vefatından sonra da istirahatgâhları olan Hücre-i Saadet, tarih boyunca büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmıştır. Her ne kadar inanılmayacak gibi görünse de Hıristiyan dünyası, iki defa, Efendimiz’in (s.a.v.) naaşını çalmaya teşebbüs etmiştir…