Osmanlı Arşivi’nin en önemli simalarından birisidir Prof. Dr. Atilla Çetin… Tarih ve arşivlerimiz üzerine 50 yıllık bir mazisi ve birikimi penceresinden tarihçilik mesleğinin geçmişten günümüze gelen seyrini konuştuk…


Osmanlı Arşivi’nin en önemli simalarından birisidir Prof. Dr. Atilla Çetin… Tarih ve arşivlerimiz üzerine 50 yıllık bir mazisi ve birikimi penceresinden tarihçilik mesleğinin geçmişten günümüze gelen seyrini konuştuk…

İlk sokak lambasını İspanya’nın Kurtuba şehrinde yapan Endülüs Emevileri, her yüz metrede bir içerisinde gaz lambası olan direkler dikmişler ve bu gelenek zamanla yaygınlaşarak günümüze kadar gelmiştir.

Büyüklü küçüklü 16 ovadan oluşan Çukurova Akdeniz bölgesinin en bereketli topraklarıdır. Hatay’dan Mersin’e uzanan Çukurova’nın en kıymetli arazileri Adana’da, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin salına salına aktığı bölgededir.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde muhafaza edilen, 1851 tarihli tek parça panoramik resim bugünkü Beşiktaş ve çevresinin geçmişine ışık tutacak nitelikte.

Topkapı Sarayı Müzesi’nin silah bölümünde sergilenen öyle bir hediye var ki, görenleri hayrete düşürüyor. Bu hediye, bir dönem Uzakdoğu’nun efsanevi savaşçıları samuraylara ait olan ve dört asırlık bir mazinin izlerini taşıyan bir samuray zırh takımıdır.

Ertuğrul Firkateyni, 14 Temmuz 1889’da; 61’i subay ve memur, 548’i er ve erbaş olmak üzere 609 kişilik mürettebatıyla Uzakdoğu yolculuğuna başlar. Firkateyn, uğradığı yerlerde büyük bir coşkuyla karşılanır ve İstanbul’a, seyahat hakkında ardı ardına raporlar gönderilir. Ertuğrul, yola çıktığı günlerden itibaren yurt içinde ve yurt dışında devamlı konuşulmuş, olumlu olumsuz birçok habere konu olmuştur.

Rumeli coğrafyasının en önemli nehirlerinden olan Neretva Nehri üzerine birçok köprü yapılmıştır. Bu nehir üzerindeki köprülerden Konjic, Drina ve Mostar’ın hikayeleri ve kaderleri birbirine çok benzemektedir. Ama hiçbir köprü üzerinde, Mostar Köprüsü kadar durulmamıştır.

Gümüşhane’nin Kelkit kazasının Akdağ köyünün üzerinde, büyük bir kaya kütlesi bulunmaktaydı. Bu kayanın, bir gün başlarına düşüp büyük bir afet meydana getireceği kimin aklına gelebilirdi? Ancak, dağdan kopan koca taş kütlesi Akdağ köyünün merkezini tarumar etti…

Osmanlı devrinde Yemen, iki mukaddes şehir Mekke ve Medine’nin muhafazası için ‘Harem’ topraklarından kabul edilmiştir… Her ne kadar Devlet-i Âl-i Osman’ın en uzak topraklarından biri olsa da Yemenli halkın devlete bağlılığına önem verilmiş, üzerinde en çok durulan konulardan birisi de eğitim olmuştur…

“Kalfalığımı İstanbul’daki Şehzade Camii’nde yaptım, ustalığımı da Süleymaniye Camii’nde tamamladım. Amma bütün kudretimi bu Selim Han Camii’nde sarf edip, hünerimi açık seçik ortaya koydum.