Koyunhisar Savaşı’nda şehit düşenlerden birisi de Osman Gazi’nin ağabeyi Gündüz Alp’in oğlu Aydoğdu Bey’di. Osman Bey, hem yeğeni hem de zaferin diğer şehitleri unutulmasın diye Aydoğdu Bey adına Koyunhisar’da bir türbe yaptırmıştır.


Koyunhisar Savaşı’nda şehit düşenlerden birisi de Osman Gazi’nin ağabeyi Gündüz Alp’in oğlu Aydoğdu Bey’di. Osman Bey, hem yeğeni hem de zaferin diğer şehitleri unutulmasın diye Aydoğdu Bey adına Koyunhisar’da bir türbe yaptırmıştır.

Osmanlı Arşivi’nde tespit edilen bir vesika, Eyüp Sultan Camii’ndeki hatların kimler tarafından yazıldığını ortaya çıkardı. Ta‘lik hatla yazılı inşa kitabelerinin Yesârîzâde Mustafa İzzet gibi çok meşhur bir hattat tarafından yazıldığı, celî sülüslerin ise İcâre Kâtibi Yakub Efendi’nin eseri olduğu anlaşıldı.

Bir orduyu zafere götüren en önemli etkenlerden biri, askerin maneviyatıdır. Tarih sahnesinde, maneviyatı ve motivasyonu yüksek olan ordunun, karşılaşacağı zorluklar karşısında daha dirençli olduğu, pek çok kez sabittir.

İstanbul’un ihyası için göçürülenler arasında, Aksaraylılar da vardı. Yeni şehri “şenlendirmek” maksadıyla yapılan iskânlar sırasında, Aksaray halkının tercih edilmesinin elbette bir hikmeti vardı. Anadolu Selçuklu hükümdarı Sultan İkinci Kılıç Arslan tarafından kurulan Aksaray’a; Orta Asya’dan ve özellikle evlad-ı resûlden seyyidler, şerifler, âlimler, salihler ve tüccarlar getirilmişti. Selçuklular vasıtasıyla, Anadolu’yu ilim irfan yuvası hâline getirenler, şimdi de yeni fethedilen İstanbul’u, yeşertip şenlendirecekti…

Fatih Sultan Mehmed Han, o zamana kadar birçok kez muhasara edilen, ancak bir türlü alınamayan Doğu Roma’nın başkenti Kostantinopolis’i fethederek, …

Bugün moda başkentleri diye lanse edilen yerlerde, zamanında Osmanlılara benzemek için birbiriyle yarışılmış, Türk tarzı eşyalara sahip olmak, zenginlik göstergesi; Türk gibi giyinmek, asillik alâmeti sayılmıştı…

Güzel belde İstanbul’a Topkapı’dan girişte bizleri karşılayan Gazi Ahmed Paşa Külliyesi, hepimizin dikkatini çekmiştir. Bir vesileyle burayı ziyaret edenlerin zihninde, bu cami ve çevresindeki müştemilatı kim, hangi gayeyle inşa ettirmişti sualleri canlanmıştır. Yine külliyenin mimarî hususiyetleri, vakıf şartları ve geleceğe taşınan mirası ne idi?

Osmanlı memleketinde, eğitimin hukukî olarak zorunlu hâle getirilmesi, Sultan İkinci Mahmud devrinde, “Talim-i Sıbyan Fermanı” ile olmuştur. Fermanın muhtevasına bakıldığında, sultanın temel dinî eğitime ne kadar önem verdiğini ve çocukların eğitimlerini tamamlamadan çalıştırılmasına müsaade edilmediğini görmekteyiz. Bünyesinde, Osmanlı ve daha sonrası eğitim tarihi bakımından ilkleri barındıran ferman, son derece önemli bir belgedir…

İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimizin (s.a.v.) övgüsüne mazhar olan fetih ordusu, Ni’me’l-Ceyş/Ne Güzel Asker unvanıyla müşerref olmuştur.

Her hususta liyakate önem veren Osmanlı, bina yapımında da vazifeyi, ehline verirdi. Bina yapımında çalışan kişiler, mahir ve başarılı uzmanlardan …