Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan kahramanlıklarıyla Müslümanların imdadına Hızır gibi yetişmişti. Mazlum müminlerin dualarını alarak, İspanya kralının başını önüne eğdirmişti…
İspanyollar, henüz Osmanlıların Akdeniz’e hâkim olmadığı günlerde özellikle sahil şehirlerini basıyor, önemli insanları fidye için kaçırıyordu. Özellikle Oruç Reis’in vefatıyla savunmasız kalan Müslüman şehirlerde yapmadıkları zulüm yoktu. İcraatlarından biri vardı ki, Müslümanları oldukça üzmüştü.
Zulme Karşı Tedbir
İspanyol Engizisyonu’ndan kaçan çok sayıda Endülüslü Müslüman, Cezayir şehrindeki Ulu Cami’yi bina ederler. Bunun yanı sıra, Barbaros Hayreddin Paşa’nın ifadesi ile “karaya bir kurşun atımlık (300 metre) mesafedeki” Sutfile adı verilen kayalıklara yüksekçe bir kule inşa ederler. Burası, Don Kişot’un yazarı Cervantes’in kitabında geçen Büyük Sutfile Kayalıkları’dır. Gayeleri, gemilerin hareketlerini uzaktan izlemek ve İspanyolların saldırı ve zulümlerine karşı tedbir almaktır. Ancak çok geçmeden İspanyol komutan Pedro Navaro, 31 Mayıs 1510’da bu kuleyi ele geçirir ve yerine son derece muhkem bir kale inşa ettirir.
İspanyollar, kaleye “Sen Pavlo”, adaya “Peñón de Argel” (Cezayir Kayası) adını verirler. Araplar, adaya Sahratü’s-Sutfile ( صخرة السّْطفلة / Sutfile Kayası), kaleye de Hısnu’s-Sahra (حصن الصخرة / Kaya Kalesi) diyorlardı. Türkler ise Cezayir Kalesi adını vermişlerdi.
İspanyollar işte bu kaleden, şehirdeki minareleri hedef alarak ateş ediyorlardı. Özellikle, pazar günleri ezan okunurken yapılan saldırılarda pek çok müezzin ve cami cemaati şehit edilmiş, Ulu Cami başta olmak üzere mescidler harap edilmişti. Bahaneleri de kendi dinlerince sevap kazanmaktı.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 210. sayısından (Şubat 2026) okuyabilirsiniz.


