Bozkırın orta yerinde küçük bir beldede dergâhı bulunan Şeyh Şamî Hazretleri’ni yakından tanıyalım…


Bozkırın orta yerinde küçük bir beldede dergâhı bulunan Şeyh Şamî Hazretleri’ni yakından tanıyalım…

Klasik dönemde, “Cuma kılunur, pazar durur” yer olarak tarif edilen ve daha ziyade kendi kendini yöneten yapılarıyla ön plana çıkan Osmanlı şehirleri, her yeni gelen yüzyılla, bilhassa 19. asır ile birlikte ciddî gelişmeler yaşamıştı…

Bağdat fatihi Sultan Dördüncü Murad, Revan Seferi dönüşünde, Çerkeş menzilinde konaklamıştı. Sultanın, buranın bayındır hâle getirilmesi emri üzerine Çerkeş’te bir cami ve ona gelir sağlamak için han, hamam, dükkânlar, boyahane ve ekmek fırını inşa edildi.

Osmanlı’nın kuruluşuna bizzat tesir eden, fetihler çağında büyük zaferlerin kazanılmasında çok emeği olan, Rumeli’nin yurt edilişinde önemli roller üstlenen serhad gazilerini hatırlamayı, hatırlatmayı kendimize borç bildik ve bu ayki dosyamızı, akıncılara ayırdık…

Camiler şehri İstanbul’da keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik var. Birbirinden güzel ihtişamlı onlarca cami ve gökyüzüne uzanan pek çok minarelerin olduğu şehirde, nereye baksanız tarihî bir cami görürsünüz. İşte o camilerden birisi de Üsküdar Altunizade’de bulunuyor. İsmini bulunduğu semtte veren Altunizade Camii, birçok tarihî hadiseye şahitlik etmiş görülmeye değer güzellikte. Genellikle ehemmiyetini bilenlerin uğradığı tarihî yapıyı yakından tanıyalım…

Japon imparatoru, ülkesinden dönüş yolunda kaza yapan Ertuğrul gemisinde şehit düşenlere sahip çıkmış, onları kazanın yaşandığı yere defnederek hatırası yaşasın istemişti. Japonlar, talihsiz kazada yaralanan Osmanlı denizcilerini tedavi etmişler, iyileşenlerin evlerine dönmeleri için İstanbul’a kadar refakat etmişlerdi. Osmanlı sultanı, Japonların yaptığı iyiliği unutmamış, imparatora teşekkür mektubu yazmıştı…

Babayiğit bir padişahın babayiğit oğlu Yusuf İzzeddin Efendi, tahtın en yakın vârisi olarak “veliahd-ı saltanat” iken, 1916 Şubat’ında şaibeli bir şekilde vefat etmişti. Veliaht için, padişahlar gibi bir cenaze merasimi düzenlendi. Merasimin bütün detayları ise teşrifat defterine kaydedilmiş, kortejin dizilimi ve takip edeceği güzergâh, kroki ile gösterilmişti. Peki, ilk defa yayınlanan bu vesikaya göre Yusuf İzzeddin Efendi’nin cenaze merasimi nasıldı?

Zihnimizde, Osmanlı’nın kuruluş yıllarına ait pek çok bilinmezlik ve bilgi karmaşası ile Bursa-Yenişehir’e doğru yola çıkıyoruz.

Osmanlı’da tıp sahasında Türkçe yazılan ilk eser, “Edviye-i Müfrede”dir. Kuruluş devrinde, İshak Bin Murad tarafından kaleme alınan eser, asırlarca okutuldu. Şimdi, eseri ve yazarını tanıyalım…

Ömrünü âdeta Yenişehir tarihi araştırmalarına vakfeden Dr. Salih Erol Bey’le bu kadim Osmanlı şehrinde buluştuk ve kısa bir sohbet gerçekleştirdik…