İstanbul Önlerinde Bir İngiliz Donanması

20 Şubat 1807 sabahı payitaht İstanbul, en karanlık günlerinden birine uyanmış, beklenmedik bir hadise cereyan etmişti. İngiliz donanmasına ait 14 savaş gemisi İstanbul’a kadar gelmiş, Kınalıada önlerinde demir atmıştı. Yüzyıllardır müttefik dahi olsalar yabancı savaş gemilerinin gelmelerine izin verilmeyen payitahtta, ilk defa böyle bir şey yaşanıyordu. İstanbul’u ablukaya alan İngilizlerin, buna cüret etmesine sebep neydi?..

Osmanlı’da İlklerin Şehri İznik

Bugün dahi tarihî dokusunu büyük oranda korumuş olan İznik, Anadolu’daki ilk Selçuklu fetihlerinden olmasının yanı sıra, Osmanlı’nın da ilk fethettiği ana merkezlerden biridir. Beylikten devlete geçişin ilk basamağı diyebileceğimiz İznik, ilk kurumsal ilim merkezleri ve sosyal müesseseleriyle, devletin kuruluş yıllarında sağlam zeminlerden birini teşkil etmiştir. Burada yetişen âlimler, mutasavvıflar, beyler ve paşalar, İstanbul’un fethine açılan kapıyı aralayanlardandır. Orhan Gazi’nin fethedip Nilüfer Hatunların, Çandarlı Kara Halillerin imar ettiği İznik, Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri ve Şeyh Kutbüddin İznikî gibi tasavvuf büyüklerinin elinde kıvamını bulmuş ve “ilk”lere sahne olmuş bir müstesna beldedir…

Yazı Sanatının Elsiz Ve Ayaksız Ustaları

Aynı yıllarda yaşayan, biri İstanbul’da diğeri Avrupa’da icra-i sanat eyleyen iki sanatkâr vardı. İsimleri Bîdest ü Bîpâ Mehmed Efendi ve Nürnbergli Matthias Buchinger idi. İki sanatkârın ortak özelliği, engelli olmalarıydı. Her ikisinin de elleri ve ayakları yoktu ancak eserleri oldukça dikkat çekiciydi…

Enuşirvan

1000 Yıllık Hanedan Şirvanşahlar

1000 yıllık tarihî geçmişiyle Şirvanşahlar, 6. yüzyıldan 17. yüzyılın başlarına kadar hüküm sürmüş, en uzun ömürlü hanedanlar arasındadır. Gürcüler ve Moğollar gibi pek çok siyasî dengeye karşı asırlarca ayakta kalmayı başarmışlar, daima İslâm Devletleriyle ittifak yapmışlardır. Şirvanşahlar, İslâm dünyasının en mühim sorunlarından olan ve pek çok katliamda ismi geçen Safevîlere karşı Osmanlılara tâbi olmuşlar ve birlikte omuz omuza takdire şayan mücadeleler vermişlerdir…

Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat VALİDE SULTAN

Tahta çıkan padişahın annesine, Valide Sultan denirdi. Onlar sadece padişah annesi değildiler. Aynı zamanda cihanın idare edildiği, padişahın evinin en yetkili kişileriydiler. Şehzadelerinin donanımlı yetişmesine gayret gösteren Valide Sultanlar, yaptırdıkları hayır eserleriyle de Osmanlı mülkünü süslemişlerdi. Osmanlı’da Valide Sultanlık müessesesini ve Valide Sultanlar  hakkında merak edilenleri, kıymetli okuyucularımız için kaleme aldık…

İki Muhteşem Sultanın Yâdigârı Hafsa Valide Sultan

O, Yavuz Sultan Selim’in başkadını ve Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Valide Sultan’dır. Osmanlı sarayında yarı resmî ve nüfuzlu bir “Valide Sultanlık” makamı, “Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat” adıyla ilk defa onun zamanında kurulur. Manisa’dan Sırbistan’a, Marmaris’ten Trabzon’a onlarca hayır eserinin bânîsi ve dahi mesir macunu geleneğinin sebeb-i zuhurudur…

Ehl-i Sünnetin Müdafîleri Selçuklular

Müslüman Türklerin kurduğu ilk cihanşümul devlet olan Büyük Selçuklular, pak itikatlı, samimi Müslümanlardı. Onlar, İslâm’a yönelen tehditlerin bertaraf edilmesinde önemli rol oynadılar. Özellikle Ehl-i Sünnet akidesinin, sahih itikadın müdafîleri ve muhafızları oldular. Müslümanlar arasında nifak tohumları eken bozuk cereyanlara karşı daima teyakkuz hâlinde olan Selçuklular, âlem-i İslâm’da dirlik ve birliği tesis ettiler…

Koku Medeniyetimiz

Bizde şehir denilince, akla Medine-i Münevvere gelir. Kokusu güldür. Her an burnumuzda tüter. Çeyiz sandığından mevlide, şerbetten enfiyeye bütün resmimiz, mimarimiz ve cismimiz onun etrafında teşekkül eder…