Yazımızda, bazılarımızın büyüklerinden duyduğu, birçoğumuzun bilgi ya da fikir sahibi olmadığı halk takvimini anlatacağız…


Yazımızda, bazılarımızın büyüklerinden duyduğu, birçoğumuzun bilgi ya da fikir sahibi olmadığı halk takvimini anlatacağız…

Mısır’da hüküm sürmüş olan Memlük Devleti, iki buçuk asrı aşan hâkimiyeti boyunca siyasî, iktisadî ve kültürel alanlarda mühim bir yer edindi. Döneme damgasını vuran Kârimîler ise hem İslâm hem de Memlükler devri iktisat tarihi açısından önemli bir tüccar topluluğu olarak temayüz etmişti.

Yazımızda, Valide Hatice Sultan tarafından yaptırılan Yeni Camii Sıbyan Mektebi’nin hazin hikâyesine yer veriyoruz…

Halk Takvimi için hazırladığımız infografik çalışmamızı, linke tıklayarak inceleyebilir; indirip çıktısını alabilirsiniz…

Mühür, zarif bir sanatın Osmanlı’daki yansımasıdır. Sahiplik de bildirir, onayı da ifade eder bu küçük kalıplar. Bazıları da vardır ki sahibinin niyazını, Hazret-i Allah’a duasını nakşeder kâğıtlara…

Buradaki mesele, “mektup”tan biraz fazlası… Zira bugün kullanılmıyor diye yan gözle baktığımız mektuplar ve diğer yazışma usullerini öğrenmenin, geleceğin muhakeme kabiliyetine sahip berrak ve faal zihinlerini yetiştirmedeki payı büyüktü…

Endülüs halkına göre, Medînetüzzehrâ, insanlığın yeryüzünde yapabildiği en muhteşem eserdi. Altın çağın muazzam şehri olarak yapılan Medînetüzzehrâ’nın ömrü fazla uzun olmamış; yapılışının ardından henüz bir asır geçmeden tarihin tozlu sayfalarındaki yerini almıştır…

Topkapı Sarayı’nın tarihe açılan kapıları, içinizi ferahlatan avluları, tarih koridorunu andıran uzun yolunun sonunda Boğaz’a nazır bir köşkü vardır. Hem yapılış tarihi hem de fizikî konumu itibariyle sarayın son yapısı, Mecidiye Köşkü’dür.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıldızının sönmeye yüz tuttuğu bir devirde inşa edilen ince minareli medrese, gerek mimarisi gerekse işçiliği ile şaheser niteliğindeydi. Selçukluların payitahtı Konya’da bulunan eser, bugün dahi görenleri kendisine hayran bırakıyor, ziyaretçilerini asırlar öncesine doğru bir yolculuğa çıkarıyor…

İslâm medeniyeti, cami merkezli bir yapılanmayı tercih ederken Batı dünyası, daha çok geniş meydanların olduğu şehir modelini uygulamıştır. Zamanla Osmanlı da bu tarz meydanlar inşasına geçiş yapmıştır…