Osmanlı padişah annelerinin üçüncüsü, Yarhisar tekfurunun kızı, Orhan Gazi’nin hanımı, Sultan Birinci Murad Han ve Süleyman Paşa’nın annesi Nilüfer Hatun’dur…
KİTAPLARA ADANMIŞ BİR ÖMÜR Muallim Cevdet Bey
Muallimliği ve öğretme aşkından dolayı “muallim” lakabıyla tanındı. Yemez içmez, varını yoğunu kitaba yatırırdı. Binlerce öğrenci yetiştirmiş, birçok kitap ve makaleler yazmış, ardında on bin cildin üzerinde kitap bırakmıştı…
Nısf-ı Cihan İsfahan
Hz. Ömer (r.a.) devrinde fethedilmişti. Selçukluların başşehri, Harzemşahların, Timurluların ve Safevilerin gözdesiydi. Etrafı atla bir günde dolaşılabilirdi. Hem “yüz kapılı şehir”di, hem “nısf-ı cihan” ve “nakş-ı cihan”… Yani dünyanın yarısı ve dünyanın süsü. Tarihçiler ve seyyahlar onun zikrinden müstağni değildi; biz de olamadık…
Ali Emiri Efendi
İlim ve irfan sahasında çalışmaları ve kitaplarıyla ismi hatırlardan silinmeyecek Ali Emiri Efendi, tam 90 sene önce vefat etmiş, dengi ender bulunur bir hazine, bir ayaklı kütüphane idi…
Orhan Gazi’nin Annesi Mâl Hatun
Şeyh Edebâlî Hazretlerinin kızı, Osman Gazi’nin eşi, Orhan Gazi ve Alâeddin Bey’in annesi Mâl Hatun için, Osmanlı Devleti’nin aile temeli onunla kurulmuş diyebiliriz…
Resimleriyle Üç Padişahın iltifatına mazhar Oldu ama… AYVAZOVSKİ
Ermeni asıllı Rus ressam olarak bilinen Ayvazovski, 19. yüzyılda İstanbul’a gelmiş ve üç padişah devrinde saray için resimler yapmıştı. Ermeni isyanlarının patlak vermeye başlamasıyla Osmanlı ve Osmanlı sultanları aleyhine propagandalara başlayan ermeni ressam, Babıali gündeminde yer etmişti…
Padişah Anneleri
Osmanlı saray hayatı tamamen dış dünyaya kapalı idi ve buradaki hayat hakkında en küçük bir bilgi dışarıya çıkmazdı. Sonradan anlatılan ve ekserisi hayal ürünü olan harem hikâyeleri tamamen uydurma ve bilhassa batılıların geniş muhayyilelerinin eseridir…
ÇEKİRGE İSTİLASINA ÇÖZÜM SIĞIRCIK KUŞU
Acem ülkesinde isfahan bölgesinde bir pınar vardır, sığırcık pınarı derler. ne zaman ki bir memlekette çekirgelik olsa, memleketleri o âfetten allahü teâlâ saklaya, o pınarın suyundan ne kadar gerekse ve ne kadar isterlerse alıp yere koymadan o memlekete iletirler. suyu götürdükleri yere koyarlar. o suya birkaç sığırcık gelir.
Gerçekten Efsaneye Kırkpınar
Tarihçiden, etnografyacıya, edebiyatçıdan halkbilimciye ilim adamlarını bir araya getirsek ve onların senelerce çalışmalarını isteyerek, bir Kırkpınar efsanesi sipariş etseydik, tarihî ve coğrafi gerçeklerle bu kadar mutabık, Türk milli vicdanına bu kadar yakışan bir kırkpınar efsanesi düşünemezler, üretemezlerdi!
İlk Metromuz İçin ‘Şeyhülislam Engel oldu’ yalanı uydurulmuştu!
Fransız mühendis Henri Gavand’ın girişimleri neticesinde 1875 tarihinde hizmete giren bizim ilk, dünyanın ise ikinci metrosu Tünel’den bahseden birçok eserde, Şeyhülislam’ın bu tür bir yer altı arabasına insanların binmesini yasakladığından, bu yüzden de uzun süre tünel’de hayvanların taşındığı iddialarından söz edilmektedir. hâlbuki tünel açıldığı ilk günden itibaren rağbet görmüştü…