Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî dengeyi gözeten müfredatı ve fikir mücadelesindeki rolüyle, Selçuklu’nun en stratejik hamlelerinden biriydi…
İlimle İnşa Edilen Gelecek
Selçuklular tarih sahnesine çıktıklarında, iç çekişmelerle yıpranmış ve dağınık hâldeki İslâm dünyası, güçlü ve dirayetli bir liderliğe ihtiyaç duyuyordu. Selçuklular bu ihtiyaca cevap vererek, yalnızca İslâm’a yönelen tehditlere karşı set olmakla kalmadılar aynı zamanda İslâm âleminin yeniden ihya edilmesi ve eski kudretine kavuşması için gerekli kurumları da inşa ettiler. Bu amaçla kurulan Nizâmiye Medreseleri, bir yandan Batınîlik, Karmatîlik ve Şiîlik gibi yıkıcı ve bölücü fikirlerle mücadele ederken, diğer yandan ilmin yayılmasına ve gelişmesine öncülük etti ve İslâm dünyasına yeni bir nefes oldu.
Esasında medrese kurumu, Selçuklulardan önce Karahanlılar ve Gazneliler gibi Türk-İslâm devletlerinde var olan bir müesseseydi. Fakat bu dönemdeki medreseler genellikle özel şahısların yaptırdığı, çeşitli bölgelerde dağınık halde bulunan ve daha çok maddî imkâna sahip kişilerin eğitim gördüğü kurumlardı. Selçuklular devrine gelindiğinde ise medreseler, artık doğrudan devletin himayesi altına alınarak belirli sistem ve düzene kavuşturuldu.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 209. sayısından (Ocak 2026) okuyabilirsiniz.


