Gezi, Kültür Tarihi, Manşet

İçinden Hayat Akan Şehirler

İçinden Hayat Akan Şehirler

İnsanoğlunun, varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için olmazsa olmazlardan ilki su. Bu sebeple tarihî geçmişi çok eskilere dayanan pek çok şehir, kasaba veya köy, bir akarsuyun kenarında yer alıyor. Bir nehir kenarına kurulu İslâm şehirlerinden birkaçına tarihî bir yolculuğa çıktık…

“Ve ce‘alnâ mine’l-mâ’i külle şey’in hayy”

(Her canlı şeyi sudan yarattık.) Enbiya Suresi 30. Âyet-i Kerîme

İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60-70 kadarı sudan oluşuyor ve insanoğlunun, varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için olmazsa olmazlardan ilki su. Suyun varlığı kadar temizliği ve kolay ulaşılabilirliği de mühim. Nitekim dünyanın yüzde 80’i su olmasına rağmen bunun çok azı içmek yahut temizlik için kullanılabiliyor. Bu sebeple çok eski devirlerden itibaren insanoğlu, yerleşim için akarsu (temiz su) kaynaklarının kenarlarını tercih etti. Hatta bunu, çoğu zaman güvenliğine bile değişti. Tarihî geçmişi çok eskilere dayanan pek çok şehir, kasaba veya köy, bir akarsuyun kenarında yer alıyor. Nehirlerinde bir zamanlar Osmanlı akıncılarının atlarını suladıkları, dervişlerin abdestlerini tazeledikleri birkaç İslâm şehrini sizler için derledik. Balkanlardan çıktık yola, önce vatana ulaştık, oradan vardık Anadolu’ya. Ve nihayet uzandık, akıbeti bilinmez Şam’a…

Saraybosna

İlk durağımız; Saraybosna… Balkanların orta yerinde, yaşadığı onca işgale ve savaşa rağmen özünü muhafaza etmeyi başarmış bir şehir burası. Biz Saraybosna diyoruz buraya, Boşnaklar ise Sarajevo diyor ve Boşnakçada “y” harfi “j” olarak yazılıyor. Saraybosna Nehri’nin Miljacka Irmağı’na kavuştuğu yerde bulunan şehrin ortasından Miljacka geçiyor. Şehrin iki yakası, bu ırmağın üzerine kurulan köprülerle birleşiyor.

Saraybosna tamamen Osmanlılar tarafından kurulan bir şehirdir. Osmanlılar buraya ilk geldiklerinde şehrin bulunduğu yerde Brodec isminde bir köy bulunuyordu. Köyün otlakları Osmanlılar tarafından satın alınarak ilk imar faaliyetleri başladı. Brodec köyünde yapılan ilk inşaatlardan biri de Osmanlı sarayına aitti. Bu sebeple de 1455’lerden itibaren buraya Saray, Saray Ovası deniyordu. Rivayet odur ki; burada inşa edilen sarayın güzelliğinden dolayı bir süre sonra burası Saraybosna ismini almıştı.

Saraybosna en ihtişamlı devrini 16. ve 17. asırlarda yaşadı. Özellikle 1521-1541 yılları arasında Bosna sancakbeyliği yapan Gazi Hüsrev Bey tarafından şehirde inşa ettirilen külliye ile Saraybosna tamamen Türk-İslâm şehri hüviyetine kavuştu. Onun inşa ettirdiği külliye günümüzde de şehrin sembollerindendir.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 128. sayısından (Nisan 2019) okuyabilirsiniz.

Önceki MakaleSonraki Makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.