Mekke-i Mükerreme ulemasının bir araya gelerek kaleme aldığı iki mektupta, Müslümanların dinî hayatlarındaki eksiklikleri hatırlatılarak, sırat-ı müstakim (doğru yol) üzere olmaları gerektiği ifade edilmişti…


Mekke-i Mükerreme ulemasının bir araya gelerek kaleme aldığı iki mektupta, Müslümanların dinî hayatlarındaki eksiklikleri hatırlatılarak, sırat-ı müstakim (doğru yol) üzere olmaları gerektiği ifade edilmişti…

Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine uzanan çoğaltma geleneği, bilginin toplum hafızasında yolculuğunu mümkün kılmıştır…

Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.

Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said Bey’le bir fikir tartışmasına girmişti.

Kısıklı Abdullah Ağa Camii, yüzyıllar boyunca depremlerle sınanmış, tamiratlarla yenilenmiş; vakıf geleneği ve mahalle hafızasıyla ayakta kalmış manevî bir merkezdir.

Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu anlayışta mahremiyet, mimarinin diliyle korunmuş, bir kapı tokmağı dahi, insanın kimliğini ve niyetini anlatan medeniyet nişanesine dönüşmüştür…

Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.

Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına tahrip ve göz göre göre kör kazmaya teslim edilmiş.

Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği faziletle yoğuran, toplumu kardeşlik ve adalet ekseninde birleştiren köklü bir ahlâk ve teşkilat geleneğidir…

Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok tarihî hazineyi müşahede edersiniz. Roma’nın Mese Yolu, Osmanlı’nın ise Divanyolu, sizlere eskinin hatırasını, yeninin gölgesinde aksettirir…