20.yüzyıl Ortadoğu coğrafyasının siyasi ve fiziki sınırlarının çizilişi, aslında Osmanlı Devleti’nin var olma mücadelesi verdiği (yaklaşık) son yüz elli senelik dönemle de yakından ilişkilidir.


20.yüzyıl Ortadoğu coğrafyasının siyasi ve fiziki sınırlarının çizilişi, aslında Osmanlı Devleti’nin var olma mücadelesi verdiği (yaklaşık) son yüz elli senelik dönemle de yakından ilişkilidir.

Hristiyanların Endülüs’teki İslam eserlerine karşı uyguladıkları dönüştürme ve yok etme politikalarına rağmen ayakta kalmayı başaran İslam eserleri de mevcuttu. Onlardan biri olan Kurtuba Ulu Camii’nin hikâyesi derin bir hüznün ifadesidir…

Altı buçuk asır, üç kıtaya hükmeden Osmanlı Devleti, yaşlanıp güçten düştüğünde, adalet götürdüğü diyarların büyük bir bölümünden geri çekilmek zorunda kaldı. Osmanlı, varlığının nişânesi olan pek çok şeyi de bu topraklarda bırakmıştı…

Rusya’nın, Polonya’nın, Danimarka’nın, Hollanda’nın, Belçika’nın meşhur pehlivanları Paris’te talihlerini deniyorlardı. Hakikatte bizim Kara orman Pomakları karşısında Frenk pehlivanlarının dayanamayacağı şüphesizdi…

“Kâfirler Endülüs’ü istilâ ettikten sonra Vehran Kalesi’ne geldiler. Diğer beldelere tecâvüz etmek için Becâye ile Trablus’u aldılar. Sonra da bizim diyarımız Cezayir kaldı. Daire ortasında kalan nokta gibi garip ve şaşkın kaldık. Her taraftan bizi sıkıştırdılar…”

Hazar Denizi’nin Bakü açıklarında bulunan Nargin Adası Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslar tarafından esir kampı olarak kullanılmıştı.

Seçkinlerin ve idareci elitlerin her türlü detay ve sınırını belirlediği modern eğitim, bir devletin sadece kendi toplumunu sigaya çekmek için değil, diğer devlet ve toplumları da uzun planda etkileme ve onlara nüfuz etme aracı olarak kullanılmaya başlandı.

Avustralya kamuoyunun Birinci Dünya Savaşı’na katılmak konusundaki isteksizliğinin sürdüğü 1915 yılının 1 ocak sabahında, Avustralya’daki Broken Hill kasabasında kanlı bir terörist saldırısı gerçekleşmişti. Görgü tanıklarına göre masum sivilleri taşıyan bir piknik trenine saldıranlar, bir dondurma arabasına Türk bayrağı asmışlar ve Osmanlı askerî üniformaları giymişlerdi.

Hint Müslümanları Türk halkına yardım için her şeylerini geride bırakıp geldiler. Anadolu’yu kendi vatanları bilip, bu topraklar için şehit oldular…

Balkanların elden çıkmasının ardından Osmanlı bakiyesi Müslüman halkın başına neler gelmiştir? 1930’lu yıllarda Bulgaristan’da talebelik yapmış, ardından medrese hocalığı ve nihayet Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nda hizmet etmiş; vatan ve millet uğrunda hayatını vakfetmiş Osman Kılıç Bey’le Balkanları konuştuk…