İsmi kahramanlıklarla anılan bir zattır Seyyid Battal Gazi… Hemen hemen bütün kaynaklar, “Battal” kelimesinin onun kahramanlığını belirten lakabı olduğunu aktarır.


İsmi kahramanlıklarla anılan bir zattır Seyyid Battal Gazi… Hemen hemen bütün kaynaklar, “Battal” kelimesinin onun kahramanlığını belirten lakabı olduğunu aktarır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Yâ Rabbi!.. İkrime ne kadar bana düşmanlık etmiş ise, senin nurunu söndürmek için ne kadar adım atmış ve isyanda bulunmuş ise ve benim hakkımda; ister yüzüme karşı, ister arkamdan olsun, ne kadar kötü laf söylemiş ise hepsini affet.” diye dua ettiler. İkrime de “Bu benim için yeter yâ Rasûlallah!” dedi ve ilave etti: “Ben, insanları Allah yolundan alıkoymak için nerede ne yapmışsam, onun iki katını Allah yolunda yapacağıma söz veriyorum.”…

Arkeologlar, yaptıkları kazılarda bazen binlerce yıl öncesinden kalma tabletler bulurlar. Üzerindeki yazıları deşifre ettiklerinde, bazılarının çok ciddî mesajlar barındırdığı görülür; ekonomiden, insan idaresinden, edebiyattan bahsederler. Bazıları ise çok sevimlidir; öğrencilerin okul günlerini ve yaramazlıklarını anlatır…

Tarihçiler, her ne kadar tek bir kaynakta geçtiği için Libertatia devletinin varlığını kabul etmeseler de efsaneyle gerçek arasındaki devletin yol hikâyesini okumaya ne dersiniz?..

Asr-ı saadette İslâm’a davet için etraftaki yöneticilere, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından bizzat mektuplar gönderilmiştir. Bu mübarek davete, herkes nasibi ölçüsünde icabet etmiştir. Biri vardır ki kendisine hem icabet etmek nasip olmuş hem de icabet ettiği için şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Bu zât, Doğu Roma (Bizans) Valisi Ferve bin Amr’dır…

Davet, doğru yönden olursa icabet etmek lazımdır. Bazen insan icabet etmek ister, davet olmaz; bazen de davet olur, icabet nasip olmaz. Son Kisra ve son Kayser’in davet ile icabet arasındaki serencamını okuyacaksınız…

Güneş ile Dünya’nın arasına Ay girdiğinde Güneş; Ay ile Güneş’in arasına Dünya girdiğinde Ay tutularak, Dünya karanlıkta kalır. Hayy olan Allah ile kul arasına Dünya girdiğinde ise kul, karanlıkta kalır. Tabiat hadisesi olarak görülen bu tutulmalar hakikatte, Cenab-ı Hakk’a iltica vesilelerinden ve ibret alâmetlerindendir…

Tarihimizin kapalı kutularından biri, denizcilik tarihidir. Neresinden başlasanız, karşınıza sizi şaşırtacak konular çıkar. Bu enteresan mevzuların birinden; “Türk” yani Müslüman olduktan sonra Cezayir donanmasına iltihak eden ve Batı dünyasını çok üzen İngiliz denizci John Ward’dan bahsedeceğiz…

Tarihte nice değerler vardır ki uğruna mücadeleler verilmiştir. İnsanın, manasını savunabilmesi için maddî tedbirler de alması gerekiyordu. Kişiyi koruyan manevî zırhlar olduğu gibi kılıç kesmez, kurşun işlemez zırhlar da vardı. Her ne kadar Âdemoğlu için en sağlam zırh, yine kendi vücudu olsa da beden zırhını, zırhla muhafaza etmek lazımdı. Şimdi tarihî serüvenini okumak için kuşanalım zırhlarımızı…

İnsanoğlu, nefsi için birçok canlının neslinin tükenmesine sebebiyet vermektedir. Lüzumsuz ve vakitsiz keyfi avlanmalar, tabiatın dengesini altüst etmektedir. Her ne kadar nesli tükenmese de varlıkları risk altında olan timsahların, Avrupa’da görülmemesinin sebebi ne ola ki?