Dünya Tarihi, Osmanlı Tarihi

Sömürgeciliğin Atardamarı Süveyş Kanalı

Antikçağlardan beri dünya gündeminden ve dillerden düşmeyen bir suyoludur Süveyş Kanalı. Dünyanın hiçbir büyük gücü bu suyoluna ilgisiz kalamadı. Şüphesiz bunu hak ediyordu. Her şeyden önce kanal, Mısır’a hayat bahşeden Nil’in komşusu, hatta devamıdır. Sonra o, Ak ve Kızıl denizleri birleştiriyor, uzun güzergâhları fersah fersah kısaltıyor, donanmalara, sömürgelerden kıymetli mallar taşıyan gemilere geçit veriyordu. Tabi ki böyle bir kanalın açılışı öyle kolay olmayacaktı…

Süveyş Kanalı fikri oldukça eskilere dayanır. Bu konuda ilk faaliyete girişenler Firavunlar olmuştur. Firavunlar döneminde kazılan en eski kanal Nil Deltası’ndan Süveyş’e doğru Vadi-i Tumilat’tan geçiyordu. Mısırlıların ilk kazdıkları kanal, Firavun Sesostris dönemine (MÖ 1911-1956) kadar uzanıyor, Nil’den Acı Göl’e, oradan da Süveyş’e ulaşıyordu.

Firavunlardan kalan kanalı Persler, Yunanlılar ve Romalılar da kullandı. 7. yüzyılda Halife Hazret-i Ömer (r.a.) zamanında kanal tekrar canlandırıldı ve bir yüzyıl daha kullanıldı. Fakat sonraki dönemlerde kanal eski önemini kaybetti ve uzun bir süre gündemden düştü. Eski kanal yataklarını kumlar doldurdu. Bir zamanlar Akdeniz ile Kızıldeniz arasında bağlantı kurabilecek kanalların inşa edilmeye çalışıldığı da unutulup gitti.

Süveyş’te modern manada bir kanal açmaya ilk teşebbüs edenler 1500’lerin başında kaybettikleri ticarî güçlerini geri kazanmak isteyen Venedikliler olmuştu. 1504’te Venedik Onlar Meclisi, Mısır’a Memlüklü sultanına konuyla ilgili bir elçi gönderdi. Ancak Memlükler kanal işinde bir fayda görmedi. Bu tasarı, hem pahalıya mal olacaktı hem de tehlikeleri vardı.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 87. sayısından (Kasım 2015) okuyabilirsiniz.

Önceki MakaleSonraki Makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.