İnsanoğlunun uçuş macerası, çok eskilere uzanır. İlk akla gelen Hezarfen’dir ancak daha evveli de vardır. Kimi kanat çırparak kimi de füzenin fitilini ateşleyerek kendisini gökyüzüne yükseltti. Uçmanın tarihî serüvenine bir göz atmaya ne dersiniz?..


İnsanoğlunun uçuş macerası, çok eskilere uzanır. İlk akla gelen Hezarfen’dir ancak daha evveli de vardır. Kimi kanat çırparak kimi de füzenin fitilini ateşleyerek kendisini gökyüzüne yükseltti. Uçmanın tarihî serüvenine bir göz atmaya ne dersiniz?..

Osmanlı tarihinde Fetret Devri diye meşhur on bir yıllık zaman dilimi, kendinden nice dersler alınacak bir sahnedir. 1402-1413 arasındaki bu döneme, Yıldırım Bayezid’in en küçük oğlu Çelebi Mehmed son vermiş, vefat ettiğinde arkasında, babasından devraldığı gibi bir devlet bırakmıştı.

İstanbul’un çeşitli köşelerine serpilmiş, dalları bulutlara kavuşmak istercesine göğe doğru yükselmiş ulu çınarlar… Koca bir devletin canlı âbideleri gibi hâlâM ayakta duruyorlar. Bugün bu ağaçlardan bazılarının izi kalmasa da bu yazımızda, yaşayan bir tanesinin; taşlı çınar efsanesinin hikâyesini aktaracağız…

Yemesinde içmesinde, hayatının her bir zerresinde, İslâm’ın kaidelerini benimsemiş olan ecdat, kasaplık ve et hususunda da oldukça hassastı. Zira helâl …

Karaman; bugünlerde Orta Anadolu’da, tarihî sokakları, kalesi, camileri, medrese, kümbet ve virane çeşmeleri ile ayakta durmaya çalışan kadîm bir şehirdir. Şehrin bugüne ulaşan mahzun yapılarından biri de Karamanoğlu Beyliği devrinde Melek Hatun tarafından yaptırılan Hatuniye Medresesi’dir…

Müslümanlar, Rumeli topraklarından Anadolu’ya dönerken, çok az şeyi kurtarabildiler. İşte, onlardan biri de Serez Kütüphanesi’ydi…

Osmanlı Devleti’nin, uç beyliğinden cihan devleti olma yolunda karadaki başarıları çok mühim olduğu gibi denizcilikleri de bir o kadar önemlidir. Doğudaki ve batıdaki pek çok fetihle Osmanlı, kuruluşundan iki asır sonra cihan hâkimi olmuştu.

Günümüz Avrupa Birliği’nin temelleri, 70 yıla dayansa da Avrupa tarihinde asırlarca hüküm sürmüş birlik devletleri vardı. Bu birlikteliklerin en büyüklerinden Habsburg Hanedanlığı’nın hâkimiyeti, siyasî anlaşmalar veya savaşlardan ziyade evlilikler yoluyla sağlanmıştı…

İslâm şehirciliğinin en güzel numunelerindendir Bağdat. Bir şehirden çok daha fazlası, Orta Zaman’ın en ihtişamlı beldesidir. Medeniyet merkezi olmanın gerektirdiği bütün özellikleri, bünyesinde taşımıştır. İlmin, bilimin, irfanın kalbidir. Bağdat’ı gören gözler, onun güzellikleri karşısında “Tüm dünya sanki onun karşısında çöl gibidir.” demişlerdir…

Hayatımızın her safhasını tanzim eden dinimize, edebiyatımızda da geniş yer verilmiştir. İslâm ile müşerref olan ecdadımız, edebiyatı onu yaymanın yollarından biri olarak görüyordu. Özellikle şiir, söz söyleme sanatlarıyla da birleşince, etkili bir vazife görüyordu. İslâmî dönem Türk şiirinin ilk örneklerinden, divan edebiyatının en kudretli devirlerine kadar, edebî eserlerde âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden fazlaca istifade edildi…