Ecdadımız, insana ve insan sağlığına ehemmiyet vermiş, memleketin her köşesinde onlara hizmet verebilmek için dârüşşifâlar inşa etmişti. Pratik ve teorik eğitimin bir arada verildiği bu müesseselerde halk, asırlar boyu tek kuruş dahi ödememiş, gerektiği şekilde tedavi edilmişti. Hayır ve hasenatı bol, eli de gönlü de açık sultanlar ve onların aileleri, hemen her şehirde dârüşşifâlar kurmuşlar, vakıflar üzerinde yükselen şifa yurtları inşa etmişlerdi…
Bir Şirketten Fazlası Doğu Hindistan Kumpanyası
İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, pek çokları için modern anonim şirketlerin anası olarak görülür. Sömürgecilik ile kapitalist ekonomi arasında bir sıçrama taşıdır. Ancak, kâr elde etme uğruna yaptığı işler ve telafisi mümkün olmayan yıkımlar, onu sömürgeciliğin kara kutusu hâline getirdi. Gelin bu kara kutuyu birlikte açalım…
Boğaz’ın İhtişamlı Süsü Saltanat Kayıkları
Yeryüzünün en güzel boğazına sahip İstanbul şehrinin kayıkları da bu güzellikten nasibini almıştır. Özellikle hünkâr ve ailesine ait saltanat kayıkları, âdeta suda yüzen saray gibiydi. Süsleme, dokumacılık ve oymacılık sanatının müstesna örnekleri bu kayıklar, gövde yapısı ve zarafetiyle devrinin ihtişamını yansıtırdı. Hakeza İstanbul’u ziyaret eden seyyahlar, Boğaziçi’nin güzelliğini anlatırken her zaman kayıkları başköşeye koymuşlar; ressamlar da tuvallerinin en güzel köşelerini bu kayıklara ayırmışlardır…
Mekke-i Mükerreme’yi Kudüs İle Takas Kimin Planıydı?
Keşifler Çağı da denilen, Batı’nın, Doğu’nun zenginliklerini “sömürme” keşiflerini, Portekizli denizciler başlatmıştı. Papalığın teşvik ve desteğiyle yola çıkan denizciler, Hint sahillerine gelerek ilk hedeflerine ulaştılar. Lakin asıl gayeleri, Kudüs’ü işgal etmekti. Bunun için türlü yollara başvurmuşlar, hatta önce Mekke-i Mükerreme’yi elde ederek Kudüs ile takası dahi düşünmüşlerdi…
Tarih ve Maneviyat Dolu Kastamonu
Hep duyduğumuz ancak tanıma imkânı bulamadığımız yerler vardır ya! İşte Kastamonu, çoğumuz için bu durumu ifade eden şehirlerden sadece biri. Tarihî mirası, insanı içine alan tabiatı ve yoğun manevî havası ile mütevazı, içinde bir o kadar da zenginlik barındıran kadîm şehrimizle tanışın…
Uçan Kuşa Taş Atılmaz!
İnsanoğlunun uçuş macerası, çok eskilere uzanır. İlk akla gelen Hezarfen’dir ancak daha evveli de vardır. Kimi kanat çırparak kimi de füzenin fitilini ateşleyerek kendisini gökyüzüne yükseltti. Uçmanın tarihî serüvenine bir göz atmaya ne dersiniz?..
Müceddid-i Devlet Çelebi Mehmed
Osmanlı tarihinde Fetret Devri diye meşhur on bir yıllık zaman dilimi, kendinden nice dersler alınacak bir sahnedir. 1402-1413 arasındaki bu döneme, Yıldırım Bayezid’in en küçük oğlu Çelebi Mehmed son vermiş, vefat ettiğinde arkasında, babasından devraldığı gibi bir devlet bırakmıştı.
Bir Ağaç İle Taşın 300 Yıllık Hikâyesi
İstanbul’un çeşitli köşelerine serpilmiş, dalları bulutlara kavuşmak istercesine göğe doğru yükselmiş ulu çınarlar… Koca bir devletin canlı âbideleri gibi hâlâM ayakta duruyorlar. Bugün bu ağaçlardan bazılarının izi kalmasa da bu yazımızda, yaşayan bir tanesinin; taşlı çınar efsanesinin hikâyesini aktaracağız…
Satır Aralarındaki Hayatlar Osmanlı’da Kasaplık
Yemesinde içmesinde, hayatının her bir zerresinde, İslâm’ın kaidelerini benimsemiş olan ecdat, kasaplık ve et hususunda da oldukça hassastı. Zira helâl …
Karaman Hatuniye Medresesi
Karaman; bugünlerde Orta Anadolu’da, tarihî sokakları, kalesi, camileri, medrese, kümbet ve virane çeşmeleri ile ayakta durmaya çalışan kadîm bir şehirdir. Şehrin bugüne ulaşan mahzun yapılarından biri de Karamanoğlu Beyliği devrinde Melek Hatun tarafından yaptırılan Hatuniye Medresesi’dir…