Yazımızda, bazılarımızın büyüklerinden duyduğu, birçoğumuzun bilgi ya da fikir sahibi olmadığı halk takvimini anlatacağız…


Yazımızda, bazılarımızın büyüklerinden duyduğu, birçoğumuzun bilgi ya da fikir sahibi olmadığı halk takvimini anlatacağız…

Yazımızda, şeyhülislâmlık makamına ve ilmiye sınıfına âlim yetiştiren bazı ulema ailelerini inceleyeceğiz…

Mısır’da hüküm sürmüş olan Memlük Devleti, iki buçuk asrı aşan hâkimiyeti boyunca siyasî, iktisadî ve kültürel alanlarda mühim bir yer edindi. Döneme damgasını vuran Kârimîler ise hem İslâm hem de Memlükler devri iktisat tarihi açısından önemli bir tüccar topluluğu olarak temayüz etmişti.

Ömrünü ilme ve talebe yetiştirmeye vakfeden Cemaleddin-i Aksarayî, hem medreselerde müderrislik yapmış hem de kadılık ve kazaskerlik vazifelerinde bulunmuştur. Onun neslinden gelenler, önemli makamlara gelmiş ve çok mühim işler yapmışlardır…

Yazımızda, Valide Hatice Sultan tarafından yaptırılan Yeni Camii Sıbyan Mektebi’nin hazin hikâyesine yer veriyoruz…

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.), namazı cemaatle kılmayı teşvikleri sebebiyle de namazlarını, hususî imamlarının arkasında cemaatle eda etmişlerdir. İmâm-ı Sultânî veya İmâm-ı Hakânî diye tabir edilen padişah imamlarına dair detaylar, dosyamızda sizleri bekliyor…

Asr-ı saadette İslâm’a davet için etraftaki yöneticilere, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından bizzat mektuplar gönderilmiştir. Bu mübarek davete, herkes nasibi ölçüsünde icabet etmiştir. Biri vardır ki kendisine hem icabet etmek nasip olmuş hem de icabet ettiği için şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Bu zât, Doğu Roma (Bizans) Valisi Ferve bin Amr’dır…

Mühür, zarif bir sanatın Osmanlı’daki yansımasıdır. Sahiplik de bildirir, onayı da ifade eder bu küçük kalıplar. Bazıları da vardır ki sahibinin niyazını, Hazret-i Allah’a duasını nakşeder kâğıtlara…

Gökdelenlerin yükseldiği bir şehir dendiğinde, çoğumuzun aklına ilk gelen isim New York’tur. New York’un ismi ise İngiltere’den, daha öncesinde Hollanda’dan hatta onun evvelinde Fransa’dan geliyordu. Gelin bir isim üzerinden şehrin ve ülkenin tarihine bakmaya çalışalım…

Bir şehir düştü, tarihin akışı değişti. Bir şehir düştü; güzel şehirler, sağlam kaleler, görkemli saraylar, ihtişamlı camiler yıkıldı. Bir şehir düştü, bütün Türk-İslâm coğrafyası karanlığa büründü. Her şeyin başladığı bu yer, Otrar’dı…