Büyük Sahra Çölü’nün tam ortasında, ortalama gelirin kişi başı yıllık 200-250 dolar, ortalama ömrün 40 yıl olduğu, insanların % 80’inin açlık sınırının altında yaşadığı, dünyanın en fakir ikinci ülkesi Nijer…
Kâtib Çelebi 400 Yaşında
2009’da 400. yaşını dolduran Kâtib Çelebi, 17. yüzyıl ilim dünyasının en önemli simalarındandır. Tarih, coğrafya ve bibliyografya alanlarında kıymetli eserler vermiş gerek Osmanlı Devleti’nde gerekse yurt dışında büyük ilgi toplamıştır.
Kalesi, Kulesi ve İmaretleriyle Galata
“İstanbul’un kuzeyinde olan Galata’nın eteğinde bir mil eninde Haliç vardır. Batıda hududu Kâğıthane’ye dayanan Haliç’in uzunluğu on sekiz mildir. Buradan İstanbul’a kayık ve mavnalarla geçilir. Çok eski zamanlarda, orada zincirden bir köprü varmış.”
Dağların Avucundaki Şehir Gümüşhane
Eski maden şehri Canca, zamanla önemini kaybetmiş, Kanunî Sultan Süleyman’ın emri ile kurulan yeni şehir, 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin en büyük gelir merkezlerinden birisi haline gelmiştir. Bölge, gümüş madenlerinin bulunmasından dolayı da “Gümüşhane” ismini almıştır.
Bayezid Camii’nin Kıblesi Nasıl Bulundu?
Sultan İkinci Bayezid tarafından yaptırılan cami hakkında Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sindeki ilginç hikaye…
Endonezya Tarihinin Dönüm Noktaları
Endonezya, 17.508 adası ile hem dünyanın en büyük takımada devleti hem de 250 milyondan fazla Müslüman’ın yaşadığı, dünyanın en kalabalık Müslüman devletidir.
Mimar Sinan’ın Büyükçekmece Köprüsü
Mimar Sinan’ın, “köprü eserlerimin içinde şaheserimdir” dediği Kanunî Sultan Süleyman Köprüsü, mimarîsi ve estetiğiyle hayran bırakan ve insana hizmet anlayışının zirvesi sayılabilecek bir eserdir.
Cihan Devletinin Yadigârı Söğüt
Osmanlı Devleti’nin sağlam temellerinin atıldığı Söğüt, sultanlar tarafından hiçbir zaman unutulmamıştır.
Vezirler Şehri Travnik
Travnik, gerek Bosna Hersek’te gerekse diğer Balkan ülkelerinde, Osmanlı’dan en çok eser kalan birkaç şehirden biridir. Şehir, 1639’dan 1832 Haziran’ına kadar uzun bir süre sancak merkezi olmuştur.
Tulumbacılar
Tulumbacıların reisi yangını haber veren köşklüye “Oğlan mı, kız mı?” diye sorardı. İstanbul yakası için “oğlan”, Beyoğlu yakası için “kız” denirdi.