Myanmar… Orada, hafızası türlü katliamların travmalarıyla lime lime edilen bir halkın vahşice katledilme korkusu duymadan bir gün daha nefes alabilmek …


Myanmar… Orada, hafızası türlü katliamların travmalarıyla lime lime edilen bir halkın vahşice katledilme korkusu duymadan bir gün daha nefes alabilmek …

Anadolu’nun yurt edinilişinde Malazgirt Zaferi ne kadar önemliyse Miryokefalon ’daki zafer de en az o kadar mühimdir. Hatta diyebiliriz ki …

İstanbul kuşatmasında gemilerin karadan yürütülerek Haliç’e indirilmesi, kuşatmanın en önemli kırılma noktalarından birini teşkil eder. Bu konu hakkındaki tartışmalar ise …

Batı’nın demokratikleştirme ve medenileştirme(!) savaşının baş aktörlerinden birisidir Fransa. Bu ay, Fransa’nın Cezayir’i işgalinin 70. senesine girdik. Bugünün Cezayirlileri Fransa’dan …

O, binlerce kahraman Mehmetçik’ten sadece birisi. Seyid Onbaşı; 276 kiloluk mermileri birer birer topun namlusuna taşıması, Ocean zırhlısını batırması ve Çanakkale Muharebeleri’nin seyrini değiştirmesiyle efsaneleşti. Balıkesir’in Havran ilçesinde bir yörük köyünde yaşayan Koca Seyid’in izini sürdük…

Osmanlı korsanları, kamuoyuna sunulduğu gibi yağmacı birer eşkıya değil, devletin hizmetinde, İslam bayrağını açık sularda dalgalandıran birer deniz akıncısıydılar. Denizcilik tarihi uzmanı Prof. Dr. İdris Bostan, Yedikıta okurları için anlattı…

1931 yılı Mayıs ayında, İstanbul Defterdarlığı Maliye Arşivi evrakının bir bölümü, kuru ot ve paçavra fiyatına, okkası üç kuruş on iki paraya Bulgaristan’a satılmıştı. İşte, o kıymetli arşivin enteresan hikâyesi ve son durumu…

Gencecik Mehmetçiklerin Mısır çöllerinde, Hindistan’ın bunaltıcı ikliminde, Burma bataklıklarında, Sibirya’nın buz kaplı dağlarında, Korsika ve Guyan zindanlarında çektikleri esaret çilesi savaştan daha ağırdı…

Suriye ve Lübnan’dan başlayarak Güney Amerika’nın kalabalık şehirlerine uzanan büyük göç dalgasının hikayesi tüm ihtişamıyla tarihin kıvrımlarında kaybolurken, “El Turco”, bu hazin göç yolculuğunun sonunda kimliklerini yitiren Osmanlı vatandaşlarına verilen isim olmuştu.

622’de Resulullah Efendimiz’in (s.a.v.) hicretiyle şereflenen Medine-i Münevvere şehri, hem Resulullah’ı (s.a.v.) hem de onun Mescid-i Şerif’ini bağrında taşıyor. İlk inşasından itibaren Müslümanların büyük hürmet besledikleri Mescid-i Nebevi, asırlar boyu birtakım tamirat geçirmişti. Ama en muhtevalı ve itinalı tamir; hürmette, edebe riayette ve adalette emsali görülmemiş bir çalışma ile Osmanlı sultanı Abdülmecid Han’a nasip olacaktı…