Akdeniz tarihi üzerine yapılan araştırmalar ve yayınlanan kitaplara rağmen bu sahanın dünya tarihindeki öneminin anlaşılması için ilmî-akademik çalışmalara fazlasıyla ihtiyaç duyulmaktadır…


Akdeniz tarihi üzerine yapılan araştırmalar ve yayınlanan kitaplara rağmen bu sahanın dünya tarihindeki öneminin anlaşılması için ilmî-akademik çalışmalara fazlasıyla ihtiyaç duyulmaktadır…

‘Barbarossa’ lakaplı meşhur Alman imparatoru I. Friedrich, 200 bin kişilik ordusuyla Selahaddin Eyyubi’nin elinden Kudüs’ü geri almak için çıkmıştı yola. Torosları aşarak yolu yarılamışlardı da. Fakat Göksu, daha fazla ilerlemelerine mani oldu…

Kanada’nın Ontario eyaletinde, Toronto şehrinin merkezinde kendi sınırlarını zorlayan büyük kütüphane. 700 bini nadir, 128 dilde toplam 12 milyon eser, 1,5 milyon elektronik kitap ve dergi ile 28 bini aşkın arşiv malzemesiyle Robarts Kütüphanesi kütüphanecilik anlayışında zirveyi zorluyor…

Bundan 120 küsur yıl, 1. Dünya Savaşı’ndan 23 yıl önce Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın başbakanlığa hitaben kaleme aldığı muhtırası, hem yakında patlayacak olan büyük savaşın hem de Osmanlı bürokrasisinde hâkim zihniyetin şifrelerini ortaya koyması bakımından oldukça önemli…

Suriye ve Lübnan’dan başlayarak Güney Amerika’nın kalabalık şehirlerine uzanan büyük göç dalgasının hikayesi tüm ihtişamıyla tarihin kıvrımlarında kaybolurken, “El Turco”, bu hazin göç yolculuğunun sonunda kimliklerini yitiren Osmanlı vatandaşlarına verilen isim olmuştu.

Rusların Türkistan bölgesinde hâkimiyet kurma faaliyetlerinin başladığı yıllarda halk, sıradan bir pamukçu ustasının oğlunun yanına toplanarak bu mezalime karşı durmuştu. Aynı zamanda bir mutasavvıf olan Dükçi Îşân, devrin halifesi Abdülhamid Han’la da irtibat kurmuştu…

Hz. Ömer (r.a.) devrinde fethedilmişti. Selçukluların başşehri, Harzemşahların, Timurluların ve Safevilerin gözdesiydi. Etrafı atla bir günde dolaşılabilirdi. Hem “yüz kapılı şehir”di, hem “nısf-ı cihan” ve “nakş-ı cihan”… Yani dünyanın yarısı ve dünyanın süsü. Tarihçiler ve seyyahlar onun zikrinden müstağni değildi; biz de olamadık…

Ortadoğu’nun kanlı tarihinde İngilizlerin rolü sanılandan çok daha fazladır. Hindistan ve dünyanın birçok yerindeki sömürgelerinin devamlılığı Osmanlı’nın ve Halifeliğin ortadan kalkmasına bağlıydı.

1336’da Hoca ıIgar köyünde doğan Emir Timur, 1405’te Otrar’da ordugâhta öldüğü zaman geride çok geniş yerleri içine alan bir devlet bırakmıştı. Bu devletin merkezî toprakları batı Türkistan, nüfuz alanı ise Moskova’dan Delhi’ye, doğu Türkistan’dan İstanbul’a kadar uzanıyordu. Onun bütün bu geniş alana defalarca seferler düzenlemiş olması ve söz konusu coğrafyayı bir idare altında toplamayı başarmış ilk ve tek Müslüman hükümdar olması elbette ki tesadüf değildi…

Uzun yıllar Kırım üzerine araştırmalar yapmış, doktora tezini Kefe Sancağı üzerine çalışmış olan Prof. DR. Yücel Öztürk Osmanlı ile ilişkilerinden günümüzdeki Ukrayna-Rusya çekişmesine kadar Kırım’ın tarihine dair can alıcı soruları cevapladı…