Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm tarihinde önemli bir yere sahiptir.


Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu anlayışta mahremiyet, mimarinin diliyle korunmuş, bir kapı tokmağı dahi, insanın kimliğini ve niyetini anlatan medeniyet nişanesine dönüşmüştür…

Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti. Vefatı gizli tutulurken, sadrazam Sokullu Mehmed Paşa, ordunun disiplinini koruyup kaleyi fethetti.

Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği faziletle yoğuran, toplumu kardeşlik ve adalet ekseninde birleştiren köklü bir ahlâk ve teşkilat geleneğidir…

Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok tarihî hazineyi müşahede edersiniz. Roma’nın Mese Yolu, Osmanlı’nın ise Divanyolu, sizlere eskinin hatırasını, yeninin gölgesinde aksettirir…

İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci yüzyılın sonunda inşa edildi. Bugün pek az kişinin bildiği bu devasa yapılar, İstanbul’u batıdan gelebilecek tehditlere karşı koruyan ilk kalkan görevini üstlenmişti.

Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir, taşları, kubbeleri, kaleleri ve medreseleriyle geçmişin mirasını günümüzle buluşturuyor…

Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun bize sunduğu güzelliklerin yalnızca birkaçı.

Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere sarayın kapılarını aralıyor.

Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı. Pek sevdiği şehzadesi, ecel şerbetini içmişti.