Osmanlı İstanbul’unun meyve ve sebze ihtiyacının karşılandığı, mandıracılığın yapıldığı ve insanların dinlenip piknik yaptıkları mesire alanıydı Ferhatpaşa Çiftliği. Veziriazam Ferhad Paşa’ya ait olan bu çiftliğin bir kısmı, yeşilliği ve temiz havasıyla doğal güzelliğini hâlâ korusa da büyük bir kısmının üzerinde bugün; binalar, alışveriş merkezleri, marketler, meyve ve sebze halleri, otoyollar ve Büyük İstanbul Otogarı bulunuyor…
Arnavut asıllı olan Ferhad Paşa, Enderun’da yetişti. Kanuni Süleyman Han’ın saltanatının sonlarına doğru padişahın takdirini kazanarak yakın adamlarından birisi oldu. Sultanın son seferi Zigetvar’da vefatı üzerine mübarek naaşı, onun nezaretinde İstanbul’a getirildi. Mîrâhurluk vazifesinde bulundu. 1582’de yeniçeri ağası oldu. Aynı yıl serdar tayin edildiği İran seferinden, İstanbul’a muvaffakiyetle döndü. Akabinde Tebriz’i merkez yaparak Gence’yi aldı. Osmanlı-Safevî anlaşmasında da mühim rol oynayınca, 1591’de Sultan Üçüncü Murad Han tarafından veziriazam yapıldı. Onun bu başarısını çekemeyenlerin çıkardığı karışıklıklar neticesinde 8 aylık vazifesinden azledildi.
Sultan Üçüncü Mehmed devrinde veziriazamlıkta bulunan Sinan Paşa, cephedeki başarısızlıkları sebebiyle azledilince, yerine ikinci defa Ferhad Paşa sadrazam oldu. Sinan Paşa’nın birtakım kışkırtmaları neticesinde Ferhad Paşa, 4 aylık sadrazamlık vazifesinden azledilince İstanbul’daki çiftliğine döndü. Hakkında çıkarılan idam fermanı neticesinde çiftliğinden alınıp Yedikule’ye hapsedildi. Osmanlı kaynaklarında liyakat sahibi ve üstlendiği vazifeyi yerine getiren bir devlet adamı olarak nitelendirilen Ferhad Paşa’nın, 1595’te hayatına son verildi. Paşanın mallarının tamamı müsadere edilmişse de sonradan Sultan Birinci Ahmed zamanında çiftliğinin çocuklarına kalmasına izin verilmiştir.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 174. sayısından (Şubat 2023) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…