Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli bir yolculuktu. Bu yolculuk, giden kişiyi olduğu kadar, geride kalanları da etkilerdi…
Bir zamanlar hac, muazzam bir ibadet olmasının yanında, neredeyse ömrün içinden koparılıp alınmış uzun bir seferdi. Bugün birkaç valiz, birkaç resmî işlem ve saatlerle ölçülen kolay bir yolculuk gibi görünse de eskiden öyle değildi. Hacca gitmek, insanın evinden çıkarken ardına bir ihtimal de bırakması demekti: ya dönebilir ya da yolcuğuluğun şartları nedeniyle dönemeyebilirdi.
Bu yüzden hac yolculuğu başlamadan önce helâllikler alınır, kırgınlıklar giderilir, eş dost, son bir defa kapıda toplanırdı. Gidenin ardından dualar edilirdi; kalanlar, onları yalnızca mukaddes beldelere değil, bir daha görememek üzere uğurluyormuş gibi bakar, kendisi de gidememenin burukluğuyla gıpta duygusunu bir arada yaşardı.
Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…
İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…
İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…
Dârü’t-Tırâz, Orta Çağ İslâm dünyasında hem devletin denetimindeki dokuma merkezi hem de saray kültürünü yansıtan…
Adaletin timsali, hakkı geciktirmeyen ve hak ile bâtılı ayıran Hazret-i Ömerü’l-Fârûk (r.a.); gençliğinden itibaren fikirlerine…
Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…