Osmanlı’nın nice paşaları vardır, hayır ve hasenatta birbirleriyle yarışan. İşte onlardan sadece biridir Hadım İbrahim Paşa. Gönlüne mütevazı bir külliye yaptırma arzusu düşünce, hemen Mimar Sinan’a talep iletilir. 1551 senesinde Koca Sinan eliyle tamamlanan ve günümüze ulaşana dek insan eliyle tahrip edilen eserin bakiyesini aktarmaya çalıştık…
1453’te fethini müteakip “Güzel Belde” İstanbul’u muhteşem yapılarla süsleyen Osmanlılar, bu faaliyetlerine devletin sonuna kadar devam etmişlerdir. Onlardan biri de Hadım İbrahim Paşa’dır. Paşa, fetihten yüz yıl sonra şehrin önemli giriş-çıkış noktalarından olan Silivrikapı’da cami, mektep, hamam, türbe ve çeşmeden meydana gelen bir külliye yaptırarak, arkasında sadaka-i cariye bırakmak istemiştir.
Hadım İbrahim Paşa’nın, Mimar Sinan’a inşa ettirdiği cami 1551’de (H.958) tamamlanmış. Fakat yapı, İstanbul’un geçirdiği depremlerden, büyük ölçüde etkilenmiş, bu yüzden tarih boyunca birkaç defa tamirattan geçirilmiş. Caminin minaresi 1754 depreminde yıkılmış, hatta minare kürsüsü ve batı duvarı çatlamış. Daha sonra minare yeniden yapılmış, cami ise tamir edilmiş. Bu tamirata ait, müezzin mahfili üzerine kazınan ve ayrıca, girişte taç kapının solundaki sütunun pirinç çemberinde bulunan 1177 (1763-1764) tarihi, bize bu tamiratı haber vermekte.
Bütün müştemilatıyla beraber, 20. yüzyılın başında Balkanlardan gelen muhacirlerin konak yeri olan cami bir müddet bakımsız kalmış. Nitekim 1926 yılına kadar caminin bakımsız olduğu, her yerini otların bürüdüğü, neyse ki o tarihte temizlenerek irşadî hizmetine kaldığı yerden devam ettiği, yaşayanlar tarafından anlatılıyor.
Cumhuriyet devrinde de birkaç restorasyona tabi tutulan cami, en son 1999 depreminde zarar görmüş. 2007 yılında başlanan tamiratın 2008 Ramazan-ı Şerifi’nde bitirilmesiyle tekrar ibadete açılan cami, vâkıfın sadaka-i cariyesi olarak hizmetine devam etmekte.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 174. sayısından (Şubat 2023) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…