Selçuklu’nun Mimar Sinanları Kölük Bin Abdullah ve Kâlûyân el-Konevî

Selçuklu’nun son asrında, aynı dönemde yaşayan iki büyük mimar, birbirinden farklı üsluplarla ihtişamlı eserler ortaya koymuştu. Hayat hikâyeleri hakkında sınırlı bilgilere sahip olsak da inşa ettikleri âbidevî yapılar asırlardır ayakta duruyor, kendilerini anlatmaya devam ediyorlar…

Türkiye Selçuklu Devleti’nin Moğol tahakkümü altına girdiği ve ağır baskının Anadolu’nun her köşesinde hissedildiği bu dönemde Selçuklular, siyasî bakımdan zor şartlar altında bulunmalarına rağmen mimarî alanda zirve eserler vermeye devam etmişlerdir. Nitekim bu süreçte Konya İnce Minareli Medrese ile Sivas Gök Medrese gibi, estetik ve işçilik bakımından çağlarını aşan muhteşem eserler inşa edilmiştir.

Anadolu’ya yeni bir çehre kazandıran Selçuklular, tarih sahnesinden çekilirken geride ihtişamlı miras bırakmışlardır. Bu mirasın şekillenmesinde, devletin son devirlerinde yetişen büyük ustaların payı büyüktür. Özellikle iki isim, dönemin mimarî kudretini ve estetik anlayışını temsil eder biçimde öne çıkmaktadır: Kölük bin Abdullah ve Kâlûyân el-Konevî.

Selçuklu Usta Mimarlarından Kölük bin Abdullah

Kölük bin Abdullah hakkında elimizdeki bilgiler oldukça sınırlıdır. İsminin, eski Türkçede “cesur” anlamına geldiği kabul edilmektedir. Bazı kaynaklar, ailesinin Selçuklulardan önce Anadolu’ya yerleşmiş ve bir dönem Hıristiyanlığı benimsemiş bir Türk ailesine mensup olabileceğine işaret etmektedir. Kölük’ün, muhtemelen 1250’li yıllarda İslâm’la müşerref olduğu, bu tarihten sonra verdiği eserlerde ise “Abdullah oğlu Kölük” imzasını kullanmaya başladığı anlaşılmaktadır.

Kölük bin Abdullah’ın yaklaşık 1190-1195 yılları arasında dünyaya geldiği, mesleki faaliyetlerine ise Sultan Alâeddin Keykubad devrinde başladığı tahmin edilmektedir. Mimarlığın yanı sıra nakkaşlık ve ressamlık alanlarında da mahir olan Kölük bin Abdullah, çok yönlü bir sanatkârdır. Eserlerinin neredeyse tamamının Selçuklu başşehri Konya’da bulunması, onun burada ikamet ettiğini ve sarayın gözde mimarları arasında yer aldığını, hatta bir bakıma “başmimar” konumunda olabileceğini düşündürmektedir. 1223-1258 yılları arasında yaklaşık otuz beş yıl boyunca mimarlık faaliyetlerini aralıksız sürdüren Kölük bin Abdullah, Selçuklu mimarisinin en usta isimlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 214. sayısından (Haziran 2026) okuyabilirsiniz.

Veysel Sekmen

Recent Posts

1541 Hasan Ağa ve Cezayir Müdaafası

Kendini Avrupa’nın kralı ilân eden Şarlken, gözünü Cezayir’e diker. Ancak kendini beğenmiş kibirli ordusuna, gözü…

2 hafta ago

Seyahatnâme’ye Vesile Olan Bursa Seyahati

Gelin, Seyahatnâme'nin yazılışına kapı aralayan Bursa yolculuğuna ve nihayetinde müsade ile kaleme alınan eserin doğuşuna…

2 hafta ago

Osmanlı’da İlk Otoportre Mustafa Çavuş’un Esaret “Selfiesi”

Kanuni Sultan Süleyman Han devrinde, Zigetvar Seferi’nde esir düşen Mustafa Çavuş’un, zindandaki hâlini resmedip İstanbul’a…

2 hafta ago

Selçuklu’nun Mecellesi El-Mesâilü’l-Melikşâhiyye Fi’l-Kavâidi’ş-Şer‘iyye

Tarihimizdeki ilk yazılı İslâm hukuku örneklerinden biri olan “el-Mesâilü’l-Melikşâhiyye” kanunnamesi; Osmanlı “Mecelle”sinden tam sekiz yüz…

2 hafta ago

Rumeli’ye Bereket Taşıyanlar Silistre Su Vakıfları

Tuna Nehri kıyısında kurulan Silistre, akarsuların bol olduğu bereketli topraklar üzerinde yükselmiş bir şehirdir. Osmanlı…

2 hafta ago

Hindistan Topraklarını Savunan Son Büyük Hükümdar Meysûr Kaplanı Tipu Sultan

18. yüzyılda Hint alt kıtasına yerleşen Büyük Britanya, gücünü pekiştirmek istiyordu. Elindeki topraklarla yetinmeyen İngilizler,…

2 hafta ago