Geçmişte yaşamış öyle şahsiyetler vardır ki yaşadığı çağda varlıkları pek hissedilmese de tarihin seyrini değiştirmeyi başarabilmişlerdir. Asırlar geçse de tarihin altın sayfalarında yer alan bu esrarengiz kahramanların zaferleri, takdirle yâd edilmiştir. İşte bunlardan biri de kahraman ve yiğit kumandan Muzafferüddin Gökbörü’dür…
Muzafferüddin Gökbörü, 1154 tarihinde Musul’da doğdu. Babası Zeynüddin Ali Küçük, Musul atabeyi İmadüddin Zengî’nin Türkmen kumandanıydı. Birlikte nice savaşlara katıldılar. Zengî, 1131 yılında Erbil’e hâkim olunca burayı, itibarlı kumandanı Zeynüddin Ali’ye verdi. Böylelikle Erbil Atabeyliği kurulmuştu. Merkezi Erbil olan beylik, Şehrizor, Hakkâri, Tekrit, Sincar, Harran ve Urfa’da hüküm sürdü. Beğteginliler olarak da bilinen hanedan, adını Zeynüddin Ali Küçük’ün babasından alır.
Zeynüddin Ali 1168’de vefat edince, yerine 14 yaşındaki oğlu Muzafferüddin Gökbörü geçti. Fakat Erbil valisi Mücahidüddin Kaymaz, Gökbörü’yü tutuklayıp onun kardeşi Yusuf Yinal Tegin’i bey tayin etti. Bir şekilde hapisten kurtulmayı başaran Gökbörü ise Musul atabeyi İkinci Seyfeddin Gazi’nin hizmetine girdi. O da kendisine, Harran’ı ikta olarak verdi.
Gökbörü, Seyfeddin Gazi’nin hizmetindeyken, Eyyûbîler ile Musul Atabeyliği arasında sert rüzgârlar esmeye başlamıştı. Selahaddin Eyyûbî, Seyfeddin Gazi’nin üzerine giderek atabeyliğin önemli yerlerini ele geçirdi. Gökbörü, yaşanan mücadelelerde Selahaddin Eyyûbî’nin karşısındaydı. Ancak Musul atabeyi Seyfeddin Gazi’nin vefatından sonra, Selahaddin Eyyûbî’ye tabi oldu. Selahaddin Eyyûbî ise Gökbörü’ye hizmetlerinden dolayı Urfa, Harran ve Sumeysat’ı vermişti. Gökbörü gibi kardeşi Erbil hâkimi Yusuf Yinal da bir süre sonra Selahaddin Eyyûbî’ye tabi oldu. İki kardeş, el-Cezire’nin hâkimiyet altına alınmasında önemli rol oynadılar. Selahaddin Eyyûbî, Gökbörü’nün hizmetlerinden ve muvaffakiyetlerinden o kadar memnun kalmıştı ki onu kız kardeşi Rabia Hatun’la evlendirdi. Gökbörü, artık Eyyûbîlere damat olmuştu.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 166. sayısından (Haziran 2022) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…