Çivi veya tutkal kullanılmaksızın, küçücük geometrik parçaların birleştirilmesiyle meydana getirilen kündekârî eserleri, ecdadımızın teknikle sanatı, geometriyle estetiği bir arada nasıl büyük bir ustalıkla kullandıklarını gözler önüne sermektedir…
İstanbul ve Anadolu’daki bazı camilerin kapı ve pencereleri, vaaz kürsüleri veya minberlerinin geometrik desenlerle meydana getirilmiş ahşap güzelliğine hayranlıkla baktığımız olmuştur muhakkak. Belki, niçin bu kadar küçük parçalardan meydana geldiklerini merak eder veya küçük parçalardan müteşekkil olduklarını anlamaz, ahşap oymacılığı eseri olduklarını sanırız.
Bilindiği üzere, ahşap malzemeler kapı, pencere gibi büyük cephelerde tek parça olarak kullanıldığı takdirde, rutubet ve sıcağın tesiriyle çarpılma, çatlama gibi bir takım bozulmalar meydana gelebilir. Hatta zaman zaman kendi evimizin kapılarının veya dolap kapaklarının şişmesi ve açılmamasından şikâyet ederiz. İşte camilerde gördüğümüz o geometrik desenli kapı ve pencerelerde kullanılan ve kündekârî ismi verilen teknik, tam da buna mani olmak için icat edilmiştir.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Ekim (27. Sayı 2010) sayısından okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…